Yola çıkışımızın beşinci senesi.. Seneleri tutabilen beri gelsin. Hele bizim ülkemizde.

Kentimiz de, ülkede hiç bitmeyen kaotik gündemden 81 de 1 nasibini alanlardan.

Yola çıkarken Vlog (video haber) ağırlıklı yayın yapmayı hedeflemiştik. Yapamadık. İktidarın basını dönüştürdüğü enkaz halinden, KOÜ’de basın-yayın okuyan öğrencilerin gazeteciliğe yanaşmayıp garsonluğa fit olmalarından sebep video habercilik yapacak personel BULAMADIK ilk iki sene.

Üzerine pandemi sosu da eklenince biz tek düze monoton ama yine de Atatürkçü-Cumhuriyetçi çizgimizden şaşmadan sürdürdük işimizi. Yazarlarımız ve çekirdek teknik kadromuzla 5.yıla geldik bugün.

-

Vatanın içinden geçtiği yönetimsel sorunların, sonuçlarını yaşadığımız bir süreçteyiz.

Muhalif çizgimiz ne bugün çizildi ne de çoğunun yaptığı gibi önümüze konan rakamlarla şekil değiştirdi. Milletten yana olan tutumumuz dün neydiyse hiç zikzak yapmadık ve dosdoğru devam ettik bu çizgide.

Artık biliyorsunuz: BASIN, yasama-yürütme ve yargının ‘tek adam sistemi’ ile darmaduman edilmişliğinden sebep çoktan bertaraf edilmiş ve sadece adı kalmış olgusudur bu vatanın.

Bir gazeteci özgürce yazıp çizemiyorsa, bir gazeteci yapması gereken araştırmaları açık kaynak bile bularak yapamıyorsa; basın olgusu sadece PR bültenlerine ya da propaganda mecralarına dönüşmüş demektir nitekim bugün yaşanan da tam olarak budur.

Ama bu duruma pes edecek halimiz yok.

Üzerimizdeki ölü toprağını atıp, yeniden çay koyup başlamak kararıyla döndüğümüz pandemi kaynaklı uzaktan erişim sürecinden; dakika bir gol bir, geçtiğimiz gün bir kulis haberi yayınladık.

6’lı Millet İttifakı’nın üyesi Demokrat Parti’nin, Genel Başkan Yardımcısı Murat Aydoğdu, oğlunu AKP’li Büyükşehir Belediyesi’ne işe sokmuş’ başlığı ile kesinlik ifade etmeyen bir bilgi paylaştık.

Telefon deli gibi çaldı akşama kadar.

Kent gazeteciliği yapanların kaderidir. Herkes arar. Muhatabın yakınları, ortak arkadaşlarınız, konunun detaylarını merak edenler, ‘Haber doğru mu?’ diyenler, ‘Sizin aranız iyiydi, baskı mı gördün’ diyenler…

-

Öğleden sonra arayanlardan biri de Murat Aydoğdu idi. Karşımda Orhan abi ile oturuyordum o esnada (Orhan Balcı) Eylülde başlayacak yeni sezon için planları masaya yatırdığımız bir gündü.

Yerel gazetecilikte bazı şeyler gerçekten zordur. Haberini yapacağınız insan kapı komşunuzdur, hukukunuz olan dostunuzdur, alışveriş yaptığınız esnaftır, liste uzar gider.

Bir hafta önce randevumuz bir sebepten ertelenmemiş olsa; Aydoğdu ile 1 yıl önce sözleştiğimiz tavla maçını yapmış ve o maçtan renkli kareler eşliğinde DP İzmit İlçe Başkanı Nuray Macit’le beraber ikisinin bir arada söyleşisini yapmış olacaktım.

Ama öyle olmadı. Ondan önce bu bilgi tarafımıza ulaştı, AÇIK DİYEYİM BAŞIMDAN AŞAĞI KAYNAR SULAR DÖKÜLDÜ.

Bu kentte yıllardır AKP’lilerle iş tutan CHP’liler ve hatta İYİ Partililer duyumlarına zaten kafamız bozukken; özellikle kutuplar artık bu kadar iktidar eliyle keskinleştirilmişken, bahsi geçen kişi öylesine bir siyasi değil; Gültekin Uysal gibi söylemleri son derece net ve keskin olan bir liderin yardımcısıydı. Kuşkusuz o ana dek iletişimimiz gayet nezaket içerisinde idi, her telefon görüşmesi sonunda içim serin kapatırdım o telefonu.

Canım çok sıkıldı. Ama yapılacak şey belliydi.

Yeni başlatacağımız kulis köşesine her gazetecinin yapacağını yaptık ‘bu konuşuluyor’ dedik yayınladık.

Görüşmüş olsaydık yayınlar mıydık?

Beni bu kentte 40 senedir tanıyanlar bilir ki, yayınlardık.

Evet muhalefetten taraf olma halimizin altını zaten çiziyoruz biz. Ancak muhalefet doğruları söylediği ve yaptığı sürece.

O sebepten ötürü zaten MUHALİF GAZETE diyoruz kendimize. Bu tabiri de uyduran biz değiliz. Gazeteci zaten muhaliftir ama AKP’li Cumhurbaşkanı çıkıp ‘taraf olmazsanız bertaraf olursunuz’ deyince çoğu yandaşlığı ve menfaati seçti, azı da bizim gibi muhalif kalmayı tercih etti. Ha bi de muhalif gözüküp sinyali aldıkça iktidara dönenler de var o da ayrı. Mesele bu kadar basit.

Ele verip talkımı kendi yutar salkımı meselelerinde babamızın oğlu olsa hele de bu son virajda göz yumma durumumuz olamaz.

Yirmi yıldır hiçbir maddi imkan, siyasi makam gözetmeden gerçekleri MİLLETE anlatmaya çırpınan insanlar olarak, gazeteciliğimizi de geçtik bu vatanın kurtuluşu için direnmeyi sürdürenlerdeniz biz.

MURAT AYDOĞDU ARADI NE DEDİ?

Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Murat Aydoğdu'nun telefonunu karşımda Orhan abi otururken açtım. 

"Önce bana sorsaydınız haberi yayınlamadan keşke..." deyince bir duraksadım. 

Haberi 'kulis' şeklinde yayınlamıştık, kimseye sormamızı gerektiren bir durum yoktu ama buna sadece "Bilgi yanlış mı?" diye sorarak cevap verdim.

Kendisi bilgiyi teyid etti ama savunmasını da "Bu haber yeni değil, 2.5 sene önceki haber" deyince ben kalakaldım.

"Sayın Başkan, 2.5 sene önce AKP mi yoktu, Büyükşehir'de Tahir bey mi yoktu?" diye sordum.

O bu cümleyi duymazdan gelerek benim bam telime basacak cümleyi söyledi: "Hakkımda algı kampanyası başlatılması, bunun da sizin gazeteniz aracılığıyla yapılması hiç hoş olmadı!" deyince buz gibi bir sesle ben de yanıt verdim bu kez: "Bu kentte benim algı yönetimi meselesine aracılık edeceğime tek Allah kulu inanmaz. Bizi bilen biliyor sayın başkan. Ayrıca size kim ve niye algı yönetimi yapmak istesin? Kaldı ki siz bilgiyi teyid ederken...!"

-

Başkanın savına göre olay 2.5 sene önce olmuştu. Yani 6'lı masa falan yoktu demek istiyordu sanırım. Üniversitede kamuyu bitiren oğlunun -elbetteki liyakatla- Büyükşehir'e girdiğini söylüyordu. 

-

"Sayın Başkan" diye son sabır cevap verdim: "Ertelenmiş söyleşimizi yapabilir, orada kendinizi ifade edebilirsiniz, ya da ben köşemde cevabınızı not düşebilirim"

O ise sanki durumdaki suçlu bizmişiz gibi "Herhangi bir açıklamaya gerek görmüyorum. Bu durum beni öldürmez, daha çok güçlendirir"  gibi tuhaf bir cümleye daha sığınarak sanki birikmiş tüm düşmanlar başkanın üzerine yürümüş edasında yanıt verince,

"Siz bilirsiniz, gerisi kamunun takdiridir" diyerek görüşmeyi noktaladım.

-

Dost, düşman duysun... Bundan sonrasında kafalarda soru işareti varsa gidermek için yazdım bu yazıyı: 

Muhalefet olduğumuz için CHP, İYİ Parti, DP ve diğerlerinin içerisinde 'muhalefet etiğine' uygun olmayan işler yapanları yazmayacak mıyız pardon?

Örneğin bir muhalif kimlik olarak içimde yara olmuştur. Bayramda, Meral Akşener'in memleketinde anketlerde neredeyse AT BAŞI AKP ile yarışan İYİ Parti, il düzeyinde bayramlaşma yapmamıştır. Bu HATADIR. Bunu yazmıyayım, söylemeyeyim mi şimdi?

-

Son kez şekli çizmiş olayım:

Bizim elimize gelen bilgiyi biz yazarız. Bilgi gerçek olduğu sürece, ÖZEL HAYAT deşifresi değil KAMU YARARI güttüğü sürece, biz yazarız.

Bundan sonra daha da fazlası var ise onu da yazacağız. Bugüne dek yazmayışımız bilginin bize ulaşmadığındandır hangi konu olur olsun. Bilgi ulaşırsa yazarız.

Not düşmüş olayım.

Murat AYDOĞDU, yanlış iş yapmıştır. 2.5 SENE ÖNCE YA DA ŞİMDİ, bir MUHALEFET PARTİSİ'nin 2. adamı olarak AKP'li Büyükşehir'e oğlunu yerleştirmiş olması kabul edilebilir iş değildir. Ne bugün, ne 2.5 sene önce.

Kendisinin savunmasını da (kendisi gerek duymadığını da söylemiş olsa da) yukarıda not düştüm. 

Takdir kamuoyunundur.

OKUYUCUYA NOT: KULİS köşemizde bundan böyle fısıltı gazetesinde, kulislerde geçen her türlü duyumu ve bilgiyi bulabileceksiniz. Sizin de ekleyeceğiniz bir notunuz var ise Whatsapp Hattımız: 0 553 051 71 60

https://www.7x24kocaeli.com/murat-aydogdu-oglunu-kocaeli-buyuksehirde-ise-sokmus