Kızacak biliyorum ama madem ‘O’ yazmıyor bi tane ben patlatayım dedim djdhsjs...

O dediğimde değerli hanımefendi, sevgili patron. Tee ne zamandan beri yazacak ‘nazarlık hikayeleri’ maaşallah süphanallah. Bekle bekle ağaç olduk valla...

Efenim pandemi döneminde kendisi malumunuz inzivaya çekildi Bodrum yakınlarında Kıyıkışlıcık'ta antik adı İasos’ta. Millet inziva için dağa, köye, Himalaya’lara gider bizim patron Bodrum’a işte djdhdh

Bundan bir kaç yaz önce sağ olsun bizi oraya çağırdı, “birlikte olmak çok keyifli olacak” diye. Biz de zaten tatili kitleyecek yer arıyoruz maaile, balıklama atladık ama tabii artizlik yapıp naza çektik önce ki kitlemenin önemli bir kuralıdır siz bilmezsiniz...

Dedim ki “geliriz ama masrafları paylaşalım”. Hoş bu da laf olsun diye söylediğim bi şeydi aslında. Tahmin ettiğim gibi kabul etmedi ama ayıp olmasın diye ısrarla “o zaman içkileri ben getireceğim” dedim ama onu ‘şak’ diye kabul etti maalesef djdhsjs...

Bi gittik ki köy evi dediği bilmem kaç katlı bi malikane, hoş bizimkinin yanında esamesi bile okunmaz ama içinde at koştur o derece yani djdhdh. İlk gece sağ olsun sahilde bir balıkçıda masa ayırtmış. Efendim hepimiz şımşıkır giyinip masaya kurulduk. Ben de evden getirdiğim nadide bi beyaz şarabı siparişleri verdikten sonra gururla restoran sahibine teslim ettim..

Masada bir kaç mum, loş bir ortam. Denizde yakamoz. Tam bir keyif akşamı yani. Neyse efendim şaraplar mezelerle birlikte şık kadehlerde masaya geldi. Hoş bir sohbet tüm hızı ile sürüyor, sohbet dediğim de gıybetin dibi. Herkes payına düşeni alıyor öyle fitne fücur bi gece anlayacağınız djshs..

“Hadi” dedim “şerefe diyelim sağlığa, güzel günlere”. Anladığım patronun içki ile arası yok ama bize ayıp olmasın diye bir iki yudumla eşlik edecek. Hepimiz kadehleri kaldırdık mutlu mesut, usulen bir yudum aldık ki amman Allah’ım yudumlamakla püskürtmemiz bir oldu. Herkes şok. Ne olduğunu anlamadık ama bir ölüm sessizliği sonra bir kahkaha ki ortalık yıkılıyor.

Şarap bozuk olsa neyse ama bu bambaşka bir şey, inanılacak gibi değil.

Neyse efendim kısa bir şaşkınlık ve Duygu hanımın nezaketli teselli cümleleri sonrası durumu anladım. Önce kendimi temize çıkartmak için restorana çamur atmaya kalktım ama baktım yemiyor sonra tahmin ettiğim meseleyi anlattım mecburen millete ki restoran sahibi de büyük bir dikkatle kulak kesilmiş bizi dinliyor bdjdhsjs.

Hikaye şu; sabahın körü alelacele evden şarapları almayı unutup çıkınca yolda Değirmendere’ de babama uğradım, orada da var bir kaç şişe zulada. Hızla dolabı açıp bi kaç şişe alarak çıktım evden. Meğerse babam benim boşalan bir şarap şişesini yıkayıp, içine zeytinyağı doldurarak mutfak tezgahının altına koymuş dhshhdd. Ben de “şarabın mutfak dolabının altında ne işi var” diyerek daha önceki bir gelişimde buzdolabına koymuştum hatırladım. Meğerse o şişe bu şişeymiş tee buralara kadar geldi. Şişe bile olsan şanslı doğacan kardeşim onu bunu bilmem djdhsjs...

Ama olay bi geceydi. Tarihe ilk zeytinyağı şarabını yaparak geçmekten onur duydum. Olan aslında babamın bi şişe zeytinyağına oldu ama o cömert adamdır bana benzemez. Malum yaz yaklaşıyor siz de bu şaraptan tatmak isterseniz özellikle sayfiye yerlerinde mukim arkadaşlarım bi ‘alo’ demeniz kafi djdjdjd...