Oysa ne büyük dünya ve her şeye rağmen hala ne güzel...

Hepimize, herkese, her şeye yer var hala. Belki de son demleri ama yine de insanca yaşamak için bir dolu güzellikler var, bir dolu da sebebimiz. Son şansımız da olsa yine de sevgiyle, barış içinde yaşayabileceğimiz günler var önümüzde. Tabi görebilene, duyabilene, anlayabilene, kıymet bilene...

Paylaşarak bir lokma ekmeği bölüşmek, büyüterek bir yudum sevgiyle yaşamak dururken itişip kakışmaya, kırmaya dökmeye, birbirimizi yemeye ne gerek var? Ne bu şiddet bu celal?

Sevgi pıtırcığı değilim ama her türlü zorluğa karşın bütün insanlık hala el ele verebilir, kendi elimizle yarattığımız bu acımasız, vahşi iklimi daha yaşanası bir hale getirebiliriz.

Bunu hepimiz biliyoruz bilmesine de ama o ‘işteler’ ‘keşkeler’ hep bizi bundan alıkoyuyor..

Sıkıntılar varsa, zorluklar, savaşlar varsa, kin ve öfke varsa hepsi ama hepsi bizim yüzümüzden; yani insanın kahrolası hırsları, önüne geçilmez vahşi ihtirasları yüzünden...

İnsan yaratılanların en tehlikelisi; hep bunu bilir, bunu söylerim

Güzellikleri yaratan da o, aşka sevgiye can veren de, kışları bahara çeviren de o ama maalesef an gelip dünyayı zindana çeviren de o; yani insan. Yani sen, yani ben, yani hepimiz. Kimimiz fail, kimimiz suç ortağı, kimimiz seyirci, kimimiz adam sendeci...

Merhametin en yücesini gösteren de biziz, hoşgörünün de, iyiliğin de, sevginin de ama gel gör ki bunları bir anda tepe taklak eden de biziz. Nasıl oluyorsa oluyor; aniden o kahrolası canavara dönüşen de biz oluyoruz işte...

An geliyor ve ne kadın, ne erkek, ne kedi ne köpek, ne de çocuk ayırt etmeden,  öyle kontrolsüz öyle gözü dönmüş bir halde önümüze ne gelirse yok etmek için zerre gözümüzü kırpmıyoruz

En savunmasız hayvan dostlarımızı, bize hayat veren, can veren ‘nefesimiz’ yeşili bile bir anda mahvedebiliyoruz; önünü ardını hiç düşünmeden..

Utanmadan, sıkılmadan öyle bir öfke ile katlediyoruz ki her şeyi, herkesi; vicdan dediğimiz şey artık sadece bir laftan ibaret kalıyor o gözü dönmüş anlarımızda...

Sonrasında herkesin bahanesi “bir cinnet anıma denk geldi, pişmanım” demek. Yani yerseniz...

Aslında bu bir bumerang; gün gelecek hepimizi vuracak ama anlayan kim?

Öyle kısır bir döngü ki bu; her gün her gün gözümüzün önünde oluyor bu lanet olası vahşetler. Ama hepimiz iki ah ah bir vahla ve kınama sözleriyle bir kaç gün timsah gözyaşları döküyoruz. Sonra, sonra aynen devam; eski hamam eski tas.

Kanıksamak, alışmak en tehlikeli duygu aslında ve hepimiz de bu duyguların esiriyiz maalesef..

Aslında iyilik de kötülük de, merhamet de acımasızlık da, kavga da hoşgörü de insanın hamurunda var, fakat mesele vicdanla hareket ederek bize yakışanla yola devam edebilmekte ama işte öyle hırslarla, öyle açmazlarla, öyle öfkeyle dolu ki içimiz bütün güzellikleri kötülüğe kurban ediyoruz; insanlıktan çıkarak...

Birazcık iyilikte buluşsak, birazcık insan ama gerçekten ‘insan’ olsak pek çok şey yoluna girecek aslında. İyilik de, merhamet de, sevgi de bulaşıcıdır; sadece azıcık gayret ve kafi miktarda vicdan herkese iyi gelir

Bir gün çekip gidecek insan için bunlar gerçekten çok mu zor? Hayır yani merakımdan soruyorum da ama insandan cevabını alabilir miyim bilmiyorum...