Neden Allah ile aldatıyorlar?

Sorunun cevabını en baştan vereyim.

Çünkü çok kolay…

Ama önce sorunun temeline inmemiz gerekiyor.

Tarikatlar ilk kez, Hz. Muhammed’in vefatından kısa süre sonra ortaya çıktılar. Kuran-ı Kerim’i yorumlayarak başlangıçta sohbet evleri şeklinde işlev gördüler ve Müslümanlığın yayılmasında etkili oldular.

Zaman içerisinde tekke, zaviye ve dergahlar şeklinde bir çeşit ahlaki eğitim ve yardımlaşma kurumlarına dönüştüler. İslamiyet sonrası Türkler arasında ortaya çıkan ilk tarikatlar Sufizm temelinde gelişti ve ilk faaliyet gösteren de Ahmet Yesevi öğretilerinin doğrultusunda kurulan Yesevilik akımı oldu. Ahmet Yesevi öğretilerinin temelini de derisi yüzülüp elleri ve ayakları kesilerek öldürülen Türk sufi bilge Hallac-ı Mansur oluşturdu.

Tarihsel olarak, Türkler arasında üç büyük tarikat çok etkili oldu; Kadirilik, Nakşibendilik ve Bektaşilik.

Tarikatlar, Osmanlı’da resmi devlet dini olan Şer-i İslam’a karşı Sufizmin öncülüğünde pasif ama güçlü bir direniş gösterdiler. Bu pasif direnişlerin sonucunda, 3. Selim zamanında tekkelerle ilgili ilk düzenlemeler yapıldı. 3. Selim her önüne gelenin tekke açmaması ve tekkelerde neler olup bittiğini öğrenmek için onları denetim altına almak istedi.

Osmanlı’da tarikatlarla ilgili en büyük kriz; 1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nın kapatılmasıyla başlayan olaylarda, binlerce Bektaşi’nin öldürülmesi ve yüzlercesinin de idam edilmesi ile sonuçlanan II. Mahmut zamanında çıktı. O günden sonra, neredeyse bütün tarikatlar Emevi Şeriatını savunan şeyhlere kaldı ve sonuç olarak Anadolu Müslümanlığı Emevi, Vahhabi ve Arabi bir çizgiye kaydı.

Süreç içerisinde, tarikatların çoğu şeriattan daha katı bir anlayışı benimseyip kokuştular, çürüdüler ve yozlaştılar.

1800’lü yıllarda dini çevrelerde Ariflerin Kutbu olarak bilinen Kuşadalı İbrahim Halveti’nin şu sözleri o zamanlar bile konunun önemini çok iyi anlatır: “Tekkelerde artık hayır kalmamıştır. Bunların kaldırılması lazımdır. Bunlardan artık insanlığa da İslam’a da bir hayır gelmez. Tekkeleri meyhane ve kerhaneye dönüştürdüler”.

Tarikat gerçeğini çok iyi gören Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, 30 Kasım 1925’te 677 sayılı kanunla tekke, zaviye ve türbeleri kapattı. Kapatılmalarına rağmen tarikatlar yeraltı faaliyetlerine devam ettiler ve zaman içerisinde verilen tavizlerle iyice gelişip köklendiler.

Tarikatlar sadece İslam’a mı zarar verdi?

Tabii ki hayır. Söylemleri ve uygulamaları ile insanları dinden soğuttular…ki herkes tarafından bilinen gerçek ülkemizde deizm ve ateizmin hiç olmadığı kadar arttığıdır…

Ülkemizin sosyal ve politik yapısına da çok büyük zarar verdiler. Bunun en büyük örnekleri Şeyh Sait isyanı ve 15 Temmuz kalkışmasıdır. Şeyh Sait isyanı Cumhuriyete karşı halifeliği ve şeriatı getirmek için, 15 Temmuz kalkışması ise ülke idaresini ele geçirmek için yapılmış ve çok büyük zararlar vermiştir. Günümüzde tarikatlar hala disiplinsiz ve denetimsiz bir bağnazlık yuvası halindedir. Bunlar Cumhuriyetimizin en büyük tehditlerinden biridir.

Bu cemaat ve tarikatların toplumu böldüğü yetmezmiş gibi yetiştirdikleri birçok insan devletin çok önemli kademelerinde bulunuyor. Bunlar sürekli Arap kültürünü gündelik hayatımıza sokmaya çalışıp inançlı ve din dendiğinde herkese inanabilecek yapıda olan güzel Anadolu insanımızı kandırıyorlar.

Büyük İslam aydını Yaşar Nuri Öztürk’ün sözlerini unutmayalım; “Kendi idrak ve bilgi çaplarını büyütemeyenler, İslam ile uyuşmak için onu küçültmek zorunda kaldılar. Ama işin böyle olduğunu itiraf haysiyetlerini gösteremediklerinden, eksiklerini, dinin yüceliklerini kirleterek kapatma yoluna gittiler”.

Bugün…

Türkiye’de belli başlı 30 tarikat ve bunların 400’ün üzerinde kolu var. Bunun yanı sıra, 1000’in üzerinde tekke ve 800’ün üzerinde medrese var. Medreselere kaydolma yaşı 3’e kadar düşmüş durumda.

Ayrıca, ülkemizde bulunan 10 bin özel okulun 3 binden fazlası tarikat okulları ve buralarda 210 bin çocuğumuz okuyor.

Bitmedi…

Ülkemizde bulunan 4000 öğrenci yurdunun 2500’ü tarikatlarla bağlantılı ve bu yurtlarda kalan öğrenci sayısı 225 binin üzerinde.

Toplamda 1 milyona yakın çocuğumuz tarikatların elinde ve yaklaşık 3 milyon insanımız tarikatlarla bağlantılı olarak yaşıyor.

Tarikatların çok büyük çoğunluğu şirketleşti ve dinimizi bir kazanç sektörü haline getirdiler.

Sonuç olarak…

Güzel ülkemizi ahtapot gibi sarmış durumdalar!

Tüm bunlar ve yaşadığımız 15 Temmuz kalkışması göstermektedir ki, tarikat ve cemaatler Türkiye Cumhuriyeti için çok ciddi bir güvenlik sorunudur.

Şimdi yazının başındaki soruya gelebiliriz…

Neden Allah ile aldatıyorlar?

Çünkü; ülkenin nimetlerinden eşit faydalanamadığında, gelecekten umudun azaldığında ve fakirlik düzelmediğinde öbür dünyadan başka tutunacak dalın kalmıyor.

Çünkü; asıl neden budur, dinimizi ve kutsal kitabımızı bilmiyoruz…

Atatürk’ün yaptığı en büyük hizmetlerden biri Kuran-ı Kerim’i Türkçeye çevirtmektir. Bunu da Türk insanının kutsal kitabı kendi dilinde okuyup anlaması ve bu tip cemaat ve tarikatlara muhtaç kalmaması için yapmıştır. Atatürk’ü suçlayanlar Allah ile aldatanlardır.

Allah ile aldatmak isteyenler; Arapçanın birçok anlama gelebilen kelimelerini kullanarak kutsal kitabımızın anlaşılmaz kalmasını ve insanlarımızı rahatça aldatmak isteyenlerdir.

Herkes bilsin ki;

Bu toprağın insanları iki Mustafa’ya bağlılıktan vazgeçmeyecektir. İki Mustafa’nın biri Hz. Muhammed Mustafa diğeri Mustafa Kemal’dir.

Atatürk’ümüz “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar memleketi olamaz. En hakiki tarikat medeniyet tarikatıdır ve en hakiki mürşit ilimdir” diye boşa dememiştir.

Atatürk’ün yolundan her çıkışımızda başımıza gelmeyen kalmadı!

677 sayılı kanun hala yürürlükte olduğu halde uygulanmıyor!

Ne zaman akıllanacağız?

YORUM EKLE
YORUMLAR
uysalDoğan
uysalDoğan - 12 ay Önce

çok güzel yazmışsın...ellerine sağlık .Allah ülkemizi aydınlığa çıkarsın.....

Nergis
Nergis - 12 ay Önce

Yüreğine sağlık hocam.

Y. Hakan Özön
Y. Hakan Özön - 12 ay Önce

Hocam yine çok iyi bir analiz, ama bu millet eğitilmedikçe, ya da Din istismarcıları eğitimden def edilmedikçe bu kronik sorun devam edecek gibi görünüyor, Allahın gazabı; Allah ile kulun arasına girerek her türlü çıkarı sağlayanların üzerine olsun...