Süleyman Soylu katıldığı toplantıda göçmenlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'a yine çok ağır cümlelerle çıkıştı.

Ülkeye kaçak göçmenlerin gelmemesi için yoğun bir çaba sarf ettiklerini ancak Suriyeli sığınmacıların kaçak göçmenlerle karıştırılmaması gerektiğini dile getiren Soylu, Suriyelilerden 510 bininin güvenli bölgelere döndüğünü söyledi.

Yakaladıkları göçmenlere de insani şekilde davrandıklarını, ülkeleriyle yaptıkları anlaşmalar çerçevesinde memleketlerine gönderdiklerini anlatan Soylu, "126 bin bin kaçak göçmen yakaladık yılbaşından bugüne kadar. Çalışıyoruz. İngiltere de Ruanda'ya gönderecekti, gönderemedi. Bir tane gönderemedi. Biz kaç kişiyi gönderdik? 44 bin 933 kişiyi kendi memleketlerine sadece yılbaşından bugüne kadar gönderdik. Yakaladığımız kaçak göçmen, her biri bir operasyondur. Öyle kolay işler de değildir." dedi.

BİR KEZ DAHA ÖZDAĞ'A AÇTI AĞZINI YUMDU GÖZÜNÜ

Konuşmasında Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın açıklamalarına da çok sert çıkış yapan Soylu, sözlerine şöyle devam etti:

Kocaeli'de 7 ayda 31 işçi hayatını kaybetti! Kocaeli'de 7 ayda 31 işçi hayatını kaybetti!

"Bugün Gazi Meclisimizde milletvekili demeye de ağzım dilim varmıyor da birisi, yani kullanılmaya çok müsait olan, kullanılan, uluslararası istihbarat örgütlerinin maşası olmuş birisi diyor ki; 'Elime mayın alıyorum, mayınla beraber Hatay sınırına gideceğim.' Hatay sınırına mayın döşeyecekmiş. Meczup desen meczup, aklını kaybetmiş desen aklını kaybetmiş. Ya ne yapmaya çalışıyorsun? Fikrin, zikrin düşüncen ne?

Yani kimsenin aklına gelmeyecek bir işle beraber medyada, Türkiye'de gündem olmayı hayal ediyorsan bunun farklı yöntemleri de var. O yöntemleri kullanarak bunu gerçekleştirebilme imkanına sahip olabilirsin. Bu ülkenin bir medeniyeti var. Bu milletin bir karakteri var. Niye zorlamaya çalışıyorsun her şeyi? Ve niye bir yabancı düşmanlığı, bir ırkçılık ortaya koymaya çalışıyorsun? Ve bu ırkçılıkla beraber eline ne geçecek? Bunu ne yapacaksın? Neymiş, gidecekmiş sınıra mayın döşeyecekmiş. Ya sınırın kilometrelerce uzağına senin girebilmene biz müsaade eder miyiz? Elbette ki bir bakanın da kendine ait hukuki sorumluluğu var, milletvekilinin de kendine ait hukuki sorumluluğu var. Öyle herkesin istediği her yere han kurabilmesine kimse müsaade etmez. Herkes hukukun içerisinde hareket etmekle mükelleftir. Akıllara zarar bir şey. Yani bu anlayışla, farklı bir düşünceyle yaklaşmanın ben bir ruh sağlığı ve akıl sağlığı meselesi olduğunu uzun zamandan beri söylüyorum. Ama elbette ki bu benim alanım değil tıbbın alanı, inşallah onlar da gerekli çareyi ortaya koyacaklardır."