banner143

MAGONYA

Magonya'yı okuyanlar 'Kitaba Aşık Olanlar' ve 'Kitaptan Nefret Edenler' olarak ikiye ayrılıyor. Bu kadar sansasyon yaratan bir kitabı bir de ben okumak istedim. Sanırım ben 'Kitaba Aşık Olanlar' safında yer alıyorum. Kitaba ölüp bitmedim. Ama kurgusu mükemmeldi. Asla kötü bir kitap değildi. Bu yüzden kendimi kitabı sevenlerin tarafına daha yakın gördüm. Şimdi kitaptan biraz bahsedelim...

Kesinlikle çok akıcıydı. Magonya'da bir dönüm noktası yer alıyor. Kitapta asıl olayların anlatıldığı kısım 100. sayfadan sonra başlıyor. Ama o sayfaya gelene kadar hiç sıkılmadım, aksine sayfaları ardı ardına çevirdim. 100 küsürüncü sayfaya kadar kitap normal olarak ilerliyor. Fantastik kısımlar ise daha sonra başlıyor. Fantastik dünyaya adapte olmak benim için biraz zor olsa da kitap yine de akıcılığını kaybetmemişti.

Biraz yazarımızın oluşturduğu o fantastik dünyadan bahsedelim. Doğruyu söylemek gerekirse daha önce Magonya tarzında bir fantastik kitap okumamıştım. Okuduğum diğer fantastik kitaplardan çok farklıydı. Yazarımızın o dünyada yarattığı her bir ayrıntı kesinlikle eşi benzeri görülmemiş bir farklılıktaydı. Gökyüzünde insanların göremediği bir yaşam alanı düşünün. Dev gemiler ve içerisinde yaşayan insan kuş karışımı canlılar. Ne kadar farklı geliyor öyle değil mi? İşte bundan bahsediyorum. Yine ve yine söylüyorum çok farklı...

Başkarakterimize gelecek olursak. İlk 100 sayfa boyunca atarlı ergen tavırları takınan bir karakter vardı. Hiç haz etmedim. Ancak daha sonra aklını başına topladı ve yaptığı hataların farkına vardı. Yan karakter olan Jason ise bir yan karaktere yakışacak düzeyde iyiydi.

Ah, o kitabın sonu neydi öyle. Ağlamasam da gözlerim hafiften bir doldu. O kadar güzel ve heyecanlı bir yerde bitti ki ikinci kitap çevrilmiş olsaydı çoktan elime alıp okumaya başlamıştım. İkinci kitap çıktığında ilk satın alanlardan olacağım.

KONUSU:

Doğduğu günden beri güçlükle nefes alabilen, sayısız kez ameliyat geçiren ve ara sıra nöbete tutulan Aza'nın 16 yaşına kadar yaşayabileceğini başta doktorlar olmak üzere hiçkimse tahmin etmiyordu. 5 yaşına kadar bile yaşaması mucizeyken Aza 16 yaşına kadar geldi. Aslında gelemedi. 16. yaşına 4 gün kala Aza öldü.

Ölmeden önce gökyüzünde bir gemi gören Aza etrafındakilere gemiyi gösterdiğinde herkes onun halüsinasyon gördüğünü sandı. Ancak Aza onun halüsinasyon olmadığını bilecek kadar gerçek olduğunu fark etmişti. Daha sonra gökyüzünden bir sesin onu çağırdığını duydu. Aza, öldüğü gün bambaşka bir dünyaya adım attığının farkında değildi.

* * *

''SONSUZUN UCUNA UMUT KOYMAKTIR SENİ BEKLEMEK…''

HÜZÜN YANIĞI

Bazen aşk bile örtemiyor bu kirlenmişliği. Yine aşk, evet; ölümüne aşk; benliğini yitirme pahasına deli bir aşk bu, vesveselerin beslediği, tenden cana, oradan ruha bir yolculuk yaptıran kahramanı Turna’ya.

Turna, dünyalar güzeli, genç bir kadın, uzun ve kızıl saçları, ince endamı, çekiciliği ile dünya güzelliklerini dış görünüşünde toplamış. Hatta romanın başında bir çöplükte bulunan cesedi bile, onca sefaletin içinde güzelliğini koruyan. Aynı Turna, dünya ıstıraplarını da ruhunda biriktirmiş yıllar yılı.

Hüzün Yanığı, romanı, Beyoğlu’nun arka sokaklarında, bir çöplüğün içinde genç bir kadın cesedinin bulunuşu ile başlar. Yine aynı sahne ile son bulur üstelik. Öyleyse ölüm, hayat çemberini tamamlarken romanın içinde, okura da bu çemberin içine girip Turna’nın hayatını yazarın kaleminden geriye dönüşlerle izlemek düşüyor. Kâh yazar alıyor sözü, kâh Turna, 291 sayfalık roman boyunca.

Sinan Yağmur, kahramanına Turna ismini boşuna vermiş olmasa gerek. Zaten kitabın içinde de turna kuşunun o insana özgü karakteri anlatılır:

“Turnalar gururlarına düşkün, son derece sade bir hayat tarzını tercih ederek yaşarlar. Eğer eşleri ölürse bir daha asla eşleşmezler… Eşlerden biri ölürse, geride kalan Turna yaşamaya devam etmez, ölümü seçer ve gidip kendini suya bırakır.”

Sessizlik, tedirginlik küsmeleri getirir derler ya, küskündük birbirimize”

Yazarın evlilikte duygusal davranan kadının yaptığı hataları tespit edişi de dikkat çekici:

“Kadınların evliliği kâbusa dönüştürmesinin tek kapısıdır, kaybetme kaygısı. Kaygı sancıya, sancı sorguya, sorgu baskıya dönüşür, kendi aralarında dolanır, boğar dururlar birbirini… Kaybetmekten korktuğunuz bir insanı sevmek, bir çocuğun kendi annesini doğurması gibi bir şey.”

Hüzün Yanığı, özellikle hayatın tali yollarına henüz aşina olmayan, hata yapmaya müsait zihinlerce okunmalı. Okunmalı ki, vesveselerin aşkı nasıl da yıpratabildiği, güvensizliğin insanın içini bir kurt gibi kemirerek öncelikle sahibini yok edebildiği bilinsin; aklın gözü şaşılaştığında, gönül gözünün de körleşebildiği fark edilsin.

Dünya hali işte; her şey insanlar için. Ama akıl ile gönül birlik olduğunda, batın ile zahirin kardeşliği, dünya hallerinde bize kılavuzluk da edebilir. İşte Sinan Yağmur’un Hüzün Yanığı, romanı ile hedeflediği de bu olsa gerek.

* * * 

CESUR YENİ DÜNYA

Bilim kurgu romanları denildiğinde, ilk akla gelen kitaplardan Cesur Yeni Dünya’yı en sonunda okudum. Geç kalmış olsam da, bitirmiş olmanın verdiği mutluluğu yaşadım. Kitap gerçekten çok etkileyici bir kurguya sahip. Konuların işlenişi ve bağlanmaları ise AldousHuxley’indahihane yeteneğinin eseri. Her ne kadar sizi hemen yakalamasa da, biraz okumaya başlayıp, konuya gömülmeye başladığınızda sizi içine çekmeye başlıyor. Sonrasında ise zaten okumaya ara veremiyorsunuz.

Romanın kurgusu Londra’da 26. yüzyılda geçiyor. Üreme teknolojisi, uykuda öğretim sayesinde toplum değiştirilmiştir. Aslında tanımlanan dünya, ütopik bir dünyadır. Fakat ironik bir yanı vardır. İnsanlık sağlıklı, teknoloji gelişmiş, savaşlar ve yoksulluk yok edilmiştir. Herkes eşittir, tüm ırklar aynı çatı altında değerlendirilir ve ayrımcılık yoktur. Fakat bireyin önemsediği tüm değerler silinmiştir. Aile, din, kültür, sanat, edebiyat ve felsefe yoktur. Seks artık herkesle yapılabilir durumdadır. Tek eşlilik mi? Bu çok ilkeldir. Toplu seks, uyuşturucu, çok eşlilik gayet normaldir. Haplar vardır acıyı, hal ve durumu değiştiren. Sakızlar vardır haz arttıran. Kitaplar kasalardadır, insanlara sadece okutulmak istenenler verilir. Hoş sözler, şiirler, aşk sözleri oldukça saçmadır. Aslında bu distopya da hoşuma giden noktalar yok değil. Örneğin, önemsiz olan birçok değer bu dünyada kendine yer bulamıyor. Din sorunu yok, çünkü ortada bir din yok. Fakat sonlara doğru propaganda mı yoksa eleştiri mi olduğu tam net olmayan bir İsa ve çarmıha gerilme sohbetleri vuku buluyor. Distopya da hoş olmayan ise herşey tek tip, çok mükemmel ve kusursuz. Zaten sorun burada başlıyor.

Eğer bilim kurgu romanlarına meraklıysanız size kesinlikle önereceğim bir kitap Cesur Yeni Dünya. Ardından ya da daha öncesinde okumanız gereken kitaplarda var tabi. Örneğin; 1984 – George Orwell, Gün Ortasında Karanlık – Arthur Koestler, Biz – YevgeniZamyatin gibi.

Kitapta en sevdiğim diyaloglardan biri ile yazımı bitiriyorum;

“Ford aşkına, John, mantıklı konuş. Söylediklerinin tek kelimesini anlamıyorum. Elektrikli süpürgelerlebaşladın; sonra bekâret. Beni delirteceksin.”

Tabi burda bir ekleme daha var. Aslanlar, bekaret ve elektrik süpürgesi. Bunlarla nasıl mantıklı bir paragraf çıkartabilirsiniz? Bence kendinizi daha fazla yormadan kitabı okumaya başlayın.

iyi okumalar.

* * * * 

ÇOK SATANLAR

1-ANTİKA TİTANİK

Murat Menteş, April Yayıncılık

2-OLAĞANÜSTÜ BİR GECE

Stefan Zweig, İş Bankası Kültür Yayınları

3-LABİRENT

Burhan Sönmez, İletişim Yayınları

4-PARİS’TEN ÇİÇEKLERLE

Sarah Jio, Pena Yayıncılık

5-GÖÇÜP GİDEN KOLEKSİYONCUSU

Şermin Yaşar, Doğan Kitap

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

1-DÜŞME KORKUSU

Adalet Ağaoğlu

Everest Yayınları

Yayın Tarihi: 18.9.2018

Sayfa Sayısı: 75

2-BİR AT BARA GİRMİŞ

David Grossman (Çev. Aylin Ülçer)

Siren Yayınları

Yayın Tarihi: 3.10.2018

Sayfa Sayısı: 21

3-ŞEYTANIN KARA KUTUSU

Nedim Şener

Destek Yayınları

Yayın Tarihi: 5.10.2018

Sayfa Sayısı: 504

4-DİJİTALLEŞME ÇAĞINDA TAKSİLER

Kaan Yıldızgöz

Marmara Belediyeler Birliği Kültür Yayınları

Yayın Tarihi: 27.9.2018

Sayfa Sayısı: 180

5-MİSAFİR

Nermin Yıldırım

Hep Kitap

Yayın Tarihi: 12.10.2018

Sayfa Sayısı: 332

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner135

banner141

banner139

banner147