Pazar arabası

Gazeteci pazar yerinden dönmekte olan kadına soruyor:
- Alışveriş nasıl geçti teyze?
- Sorma , diyor.
Boşa yakın pazar arabasına işaret ederek;
-Her şey çok pahalı. Boş geldik. Boş dönüyoruz .
-iktidardan memnun musunuz?
Kadın cevap veriyor;
- Evet.
- Şimdi bir seçim olsa oyunu hangi partiye verirsin?
Kadın hiç duraksamadan cevap veriyor:
- Tabiki AKP’ye..

İşte Türkiye’de gerçek demokrasinin sorunu bu.
Bu bağımlılığın nedeni ne?

Bu kadının özgürlüklerin sınırlanması ile ilgisi olmayabilir.

Yanlış dış politikalarla dünyada yapayalnız kaldığımızı, müslüman ülkelerin bile bize düşman olduğunu bilmeyebilir.

Dış borçları, tarım ürünlerinde bile ithalata bağımlı hale geldiğimizin bizi nerelere götüreceğini farkında olmayabilir.

Ama boş pazar arabası ile eve dönerken ailesinin yarı aç sofradan kalkmak zorunda olacağını bilmezden gelemez. İhtiyaçlarına pahalılık ve gelir yetersizliği nedeniyle ulaşamadığını, pazar arabasının boş olmasının ne gibi acı sonuçları olacağını biliyordur ki, mutsuzdur, dertlidir.

Altı delinen ya da ayağını sıkan ayakkabıyı fırlatıp atan insanoğlu, kendisini yaşamın dar kalıplarına sokup acı çektirenlere neden bu kadar bağlıdır?

Evde hesapsız para harcayıp aile mutluluğunu bozan, komşularıyla hır çıkarıp yine ailesini tedirgin eden yakınlarına şu veya bu şekilde engel olan insanoğlu, aynı şeyi ülke boyutlarında yaşadığında neden susup durur?

Bunun nedeni;
Cehalet midir?
Dindaşlık mıdır?
Korku mudur?
Çıkarlar mıdır?

Bu nedenlerin karşılarına ‘evet’ diye ‘hayır’ ya da ‘bir kısmı doğru, bir kısmı yanlış’ diye yazılsa hiç yanlış olmaz.

Ülkemizde üniversiteler siyasetin gölgesinde kalarak hiçbir sorunumuzu bilimsel ölçüde incelemeye, araştırmaya değer bulmama aymazlığında olduğu için soruların doğru yanıtının bulunması mümkün olmuyor. O nedenle bizim daha uzun yıllar tam demokrasiye özlemimiz devam edecek.

YORUM EKLE