Bir keresinde Doğalgaz kuyruğunda beklemiştim Ankara’da.

Beklediğim en uzun kuyruklardan birisiydi. Metro’nun içinde gişe vardı. Zam öncesi son yükleme olduğu için kalabalıktı kuyruk. İçeride birkaç kez dönüp merdivenlere uzanıyordu. İnsanın kuyruğa dâhil olup saatlerini orada geçireceği gerçeğini reddettiği birkaç dakika oluyor. Böyle çaresiz diğer gişelere bakıyorsun, hâlbuki senden önce bir sürü insan denemiş şansını. Ne bileyim oturacak yer, numaratör aramak gibi, bir sürü çaresizlik.

Sonra keşke hazırlıklı gelseydim diye bir yakınma alıyor yerini. Su, simit falan bir şey alsaydım yanıma, neyse şu pastanenin olduğu kısma kadar ilerleyince kuyruk oradan alırım. Biriyle geleydim bari konuşarak vakit geçerdi... (o zaman akıllı telefon yoktu).

Elinde dolu ego kartıyla kuyruk esaretinden kurtuluşunu kutlayan ilk aboneler (hem doğalgaza hem kuyruğa abone) Belli bir alım kotası olduğuna dair bilgi vermişlerdi kuyruğun kalan kısmına. Vatandaşımız zamdan kaçamasın diye bir uygulama. Neyse ki benim elimdeki kart o kadar metreküp, cebim de o miktarda para görmemişti hiç. Ama işte miktar küçük kuyruk büyük olunca insanın daha bir zoruna gidiyor. O dönemler o TV kanalı yoktu, o kanalı şimdilerde ancak adını “ak”lamış bir yerel kanaldı. Kimse röportaj yapmadı yani. Zaten sözkonusu olan tanzim değil de zam önceki son çıkış olduğundan ve baş”g”an bütün kanalları kendine bağlamış bulunduğundan kimse gelip soracak diye bir beklentimiz yoktu.

Böyle kuyruklarda insanların sinirleri bozulur. Kime kızacağını biliyorsundur tabi. Yani o uzun kuyrukta herkes söyleniyordu ama kimse “Allah razı olsun en azından gaz bağladı” dememişti o gün. Zaten eğer belediye ve onun başı kendisinden Allah’ın razı olmasını istiyorsa kendi afiş bastırıp altına da hizmet götürdüğü mahallenin adını yazarak kendine aferin diyordu Ankara’da. Ya da “Asfaltınız hayırlı olsun” yazıyordu kocaman bir başka afişe “minnet duyun nankörler” imasında bir yazı.

Şimdilerde devlet elinden sebze alabilmen için var bu kuyruklardan. Bizim yürüyüş yolu kadar uzanıyormuş, öyle ölçmüşler. Kuyrukta bekleyen insanın sitemi kime olacak? Bu kuyrukta beklemesine sebep olan durumun muhatabı belli. Hani emeklisi yetse markete gidip alacak. Öyle feryat da etmiyor amca, 'bu durumun müsebbibi kimse, o utansın' diyor saatlerce beklediği kuyruktaki yerinde. Benim bildiğim kimse dâhil olmasa bile bu siteme, millet başını sallar, hak verir. Hoşuna gitmeyen olursa da ya sabır çeker susar. Ama bu yeni tip kuyrukta “geber nankör” diye bir karşılık alıyor amca, bir başka kuyruk mensubundan. O da marketten sebze alamıyor belli, üç kilo kota koyulmuş patatesle ancak birkaç gün idare edecek belli ama karnının açlığından olsa gerek çok öfkeli. Ya bunu da bulamasaydı diye 'Allah razı olsun' diyor. Keşke bu nankörler olmasa da patatesi bugünlük dörder kilodan alabilse. Bugün gördüm bir genç, sebze fiyatını bu kadar artıran muhalif partiye de lanet ederek, iki eli ve bütün parmaklarıyla ittifak içerisindeki sembolleri yaparak şükrediyordu sebze kuyruğuna. Devleti domates satacak noktaya getiren vatan hainlerine öfke saçıyordu. İnanılmaz.

Görülüyor ki artık nankör olduğumuzu söyleyen devlet değil. Başıboş kuyruklardan farkı bu, tanzim edilmiş kuyrukların. Zamanında o nankörlüğü yüzünden epeyce bedel ödemiş vatandaş artık şükür bilir olmuş. Ne her şeyi kaydeden ekranlara, ne tebdil-i kıyafete ihtiyacı var artık. Çatlak sese tahammülü olmayan, isyan edeni kendi içinde bastıran bir organizma gibi. İçselleşmiş, kendi kendisi olmuş artık… Kimse başaramamıştı benim bildiğim. Geçim söz konusu olduğunda insanların tahammülü haliyle azalırdı, siyasi işlere. Bakıyorum artık sadece bu doyuruyor olmuş bizi. Başarmış. Oncası yapamadı, bunlar yapmış.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner81

banner135