Hayat böyle bir şey işte;

Aniden inişleri

En dipteyken birden çıkışları var…

Tıpkı ‘roller coaster’ gibi…

Fark var mı?

Şüphesiz;

Her şey zamansız mesela hayatta

Aniden…

Tahmin etmen imkansız…

Olup biten göz açıp kapayana kadar…

Güzellikler kısacık, tadımlık

Acılar sanki biteviye…

Tıpkı son günlerde yaşadığımız bu hikaye gibi…

Aniden soluksuz kalırsın ya bazen

Bazen de durup dururken taze baharlar açar dallarında hani…

Fırtınalar içindeyken

Duruluverir ya hava birden, hiç ummadığın bir anda…

Ya da günlük güneşlikken ortalık

Karanlık çöker ya aniden…

Hani ay, kahkahalar atarken gecede şen şakrak

Birden gölgeler basar ya gül yüzünü…

Bir anda ışıklar kapanır ya sahnede

Orkestra susar ya hani

Vokalistlerse arazi…

Koca salonda bi başına kalıverirsin…

Ve tam çekilirken sahneden, hiç istemeden

Spotlar aniden döner ya üzerine…

Kaybolan renkler bir bir belirir hani yeniden

Orkestra yerini alır, vokalistler de

Ve şarkılar başlar ya işte

Düşersin yollara bir daha…

Yine yağmurlar

Yine güneş

Yine kar, boran, fırtına

Ama artık;

Güneş başka

Ay başka

Yol başka

Şarkılar başka

Artık ‘sen’ başkasındır…

Her şey değişse de

Çember her zaman, hep aynı…

Sana çizilen sınırlar hep aynı

Bazen kocaman sansan bile

O, hep sana verildiği kadar

Ne bir adım ötede

Ne bir adım beri…

Hani bazen mırıldanırız ya o şarkıyı

Murathan Mungan’ın o güzel sözleriyle;

“Ya içindesindir çemberin

Ya da dışında yer alacaksın

Kendin içindeyken kafan dışındaysa…”

Seçim senin deseler de;

Atlayamazsın o çemberden dışarı

Uzaklaşamazsın gönlünce

Etrafında dolanıp durursun hep

En acısı da fark etmeden…

Alıp başını gitmene

Çemberden uzaklaşmana izin vermez ki hayat…

Öyle uzak ki; bir başka hayat, bir başka dünya…

Tam içindesindir çemberin;

Ne kadar büyük olursa olsun

İçinde ve kıstırılmış…

Hele bir adım atmaya gör dışarı

Yaka paça alıverirler içeri

Sorgusuz sualsiz…

Ruhun bile duymaz; ne zaman yerle yeksan olacağını

Ya da ne zaman çılgınca dans edeceğini…

Sükûnet yok

Dönüp arkana bakıp, biraz soluk almak yok…

Kurallarını kendin koyamadığın

Bir sürü figüranla beraber

Başrolünde olmadığın bir oyunda

Çemberi kırmak için ne yaparsan yap;

Hep sıradan

Hep karmakarışık

Hep darmadağınıksındır..

Nefes nefese

Öylesine…

Geriye dönüp baktığında

Yüreğini burkan bir ‘hiç’ olur hep yüzünde

Buruk bir tebessümle…

Sen dursan bile zaman zaman

Hayat hep akıp gider…

Bazen onu da durmuş gibi hissetsen de

Gider ki o;

Bakakalırsın ardından öylece…

Bazen, içinde kopan fırtınalar

Kırmak istese de esaretini

İsyanının sesini dinleyerek ruhunun

İzin vermez ki hayat

Bir çırpıda soluğunu kesiverir insanın

Kalıverirsin

Kendi içinde paramparça dönüp dururken…

Eğer bir şans daha olaydı

Yeniden döner miydik buralara bir kez daha

Pek emin değilim…

Sadece anlık mutlulukların esiriyiz

Hayat sadece yaşadığımız ‘an’

Ötesi yok…

Gerçek olan sadece ‘geçmiş’

‘Gelecek’ ise tam bir ‘hayal’

Biraz sonra neler olacağını bilmeden…

Sadece öylesine bir umuda sarılarak

Ve belki bize vadedilen o güzel güneşli günlerin asla gelmeyeceğini bilerek yaşama tutunmak

Bile bile lades..

Sana uzatılmış bir avuç şeker gibi

Yani bir lokmada biteceğini bilerek yaşamak

İşte hayatın kendisi….

Hiçbir zaman kendin olamıyorsun ki

Hiçbir zaman ‘sen’…

Herkes bir ucundan çekiştirip duruyor seni

Ne kadar onlardansan, o kadar sensin…

Bulurum desen de bir yolunu

Çıkış yok..

Binmişsin bir alamete

Gidiyorsun gündüz gece

Haberin bile yok…