Hayatın ritmini yakalamaktan zevk alan herkese merhaba, Ümran ben.

14 yaşında dünya tatlısı ikiz kızları olan bir anneyim, anneme göre hiç de anne gibi davranmasam da… Türkiye’de yaşayan büyük çoğunluk gibi mezun olduğu işi yapamayan bir gruptanım, aslında inşaat okusam da; kamuda kültür, sanat ve organizasyon işleri bana daha keyifli gelmiş ki 11 yıldır bu işi severek yapıyorum.

Kalemim değil ama bence sesim daha iyidir ama kısmet böyleymiş…

Hayatım boyunca ne kazandıysam dürüstlüğümden, ne kaybettiysem yine dürüstlüğümden kaybettim. Yine dürüst davranacağım ve aslında yazma yeteneğimin olmadığını baştan size söyleyeceğim. Evet yazma yeteneğim yok ama paylaşmayı seviyorum.

Okuduğum güzel bir kitapsa mesela, sevdiklerime de almak ya da zor da olsa elimdekini hediye etmek beni mutlu eder.

İzlediğim filmler ki en sevdiğim şeylerin başında gelir, ben beğendiysem arkadaşlarım niye mahrum kalsın derim…

Sevgili arkadaşım Duygu ‘sosyal medyada ne güzel yazıyorsun gel bir deneyelim sende ışık var’ deyince o ışığın aslında nerden geldiğini bildiğimi ona söyleyemezdim ve 'deneyelim' dedim. Hadi Bismillah o zaman.

Yaz aylarında olmamız sebebiyle herkes harıl harıl tatil derdinde. Ah bir de bu yağmur bulutları bir dağılsaydı da planlarımızı daha rahat yapabilseydik. En çok da açık alanlarda düğün planlayanlara üzülüyorum. Ne hayallerle aylardır hazırlık yapılıyor kim bilir? Niyetim dar zamanlarda hayattan nasıl keyif alabiliriz, nerelere gidilir, neler yapılır kısacası nasıl mutlu olunur…

Oscar Wilde der ki, ‘Yaşamak çok nadir rastlanan bir şeydir. Çoğu insan sadece var olur.’ Gelin beraber yaşayalım…

Size 4 yıl önce tanıştığım ve vazgeçilmezim olan MUĞLA – Ula’ya bağlı AKYAKA’ dan bahsetmek istiyorum.

Eşimin görevi dolayısıyla 2 yıldır Dalaman - İzmit arası çok sık gelip gider oldum. Dalaman’ı çok sevemesem de lokasyon ve ulaşım açısından çok cazip bir yer.

Yeni büyütülen Havalimanından araç kiralama imkanınız çok fazla, en mantıklısı da bu bence, 8 saat araba yolculuğu sizi sıkabilir. Uçakla geldiğinizde havaalanı Akyaka arası araçla 45 dakikalık bir mesafe. Yok ille de biz burdan araba ile geze geze geliriz derseniz yol arkadaşınızı iyi seçin. Benim gibi biri ile araba yolculuğu iki katına çıkabilir, 'ne güzel manzara' der durur, 'tost yiyelim' der durur, 'tatlı da iyi gider' der durur, dur durak dinlemem… Akyaka’ya gelinecek tarih kesinlikle bayram tatiline denk gelmemeli. En son tatilde jandarma yolu kapatarak 'artık gelmeyin çevrede de güzel yerler var' dedi gelenlere, kesin bilgi.

Peki Akyaka’ya geliş alternatifleri böyle iken en önemli ikinci detay, konaklama nasıl? Apart, butik ve residance otel imkanları var. Beton yığınlarından sıkılan benim gibiler için tavsiyem, ahşap ağırlıklı olan butik konaklar. Begonvillerle süslenmiş Akyaka Evlerinin mimarisine hayran kalmamak mümkün değil. Konaklamanızı da ayarladıysanız hadi artık Akyaka’ya girelim.

Uçak ile Dalaman’dan gelirseniz yol üstünde Yuvarlakçay’a mutlaka uğramalısınız. Hava ne kadar sıcak olursa olsun üşüme ihtimaliniz çok fazla ve içinizde mutlaka mayonuz olsun. Salıncakta sallanırken kendinizi buz gibi bir havuza atacak kadar deliyseniz tabi… Karayolu ile İzmir üzerinden geliyorsanız Sakar Geçidi'nde durun ya da dahası geçide gelmeden yolu kaçırmazsanız ve arabanıza güveniyorsanız Sakartepe’ye gidebilirsiniz.

İddia ediyorum ülkemizdeki en güzel manzaralardan biri ile karşılaşacaksınız. Veeeee işte Akyaka tabelasından girdik, hemen solda sizi rengarenk bir görsel şov bekliyor. 'Kite Zone' adı verilen koyda, KiteSurf tutkunları; iki maviyi, iki farklı anlamda renklendiriyor. Dünyanın en ideal Kite Surf noktalarından biri olması sebebi ile birçok sportmen turisti Akyaka sokaklarında görmeniz mümkün. Çılgın şeyler denemekten korkmayan ben, maalesef tehlikeli ve biraz da pahalı olan bu adrenalin odaklı sporla tanışamadım, uzaktan izlemeye şimdilik devam.

Sağlı sollu Akyaka evlerinin arasından seçtiğiniz otele geçtikten sonra şöyle misler gibi bir Azmak Nehri tekne turu yapın da o akvaryum gibi suyun altındaki canlılara merhaba deyin. Tekne turunun ardından zaten teknede keşif yaptığınız için gözünüze kestirdiğiniz nehir kenarındaki restaurantlara oturarak gönül rahatlığıyla yemeğinizi yiyebilirsiniz.

Benim tercihim buz gibi azmak suyuna ayaklarımı sokarak yemek yemek oluyor. Bu arada buranın insanları çok şeker, ama öyle böyle değil. Mekanda sipariş verdiğinizde şöyle bir karşılık alabilirsiniz ‘oldu başka ne istersin, ohhh ne güzel öyle dimi, al şu bezi de sen silerken ben yemekleri hazır edem’ şaka değil çok ciddiyim. En son yaptığım tekne turunda tekne sahibi kuytuya çekerek, 'hadi biraz tadını çıkarın' dedi, diğer tekneler benzinin bittiğini zannederek yanaşarak benzin verdiler, öyle şekerler yani.

Adını vermekten çekinmeyeceğim bir mekan Otto Azmak Cafe’de oturarak sizin için özel hazırlanan, çiçeklerle süslenmiş kahvenizi, nehirden geçen teknelere el sallayarak veya ördekleri besleyerek içebilirsiniz.

E tabi ilk kez yazmam sebebi ile sanki biliyormuşsunuz gibi yazıyorum. Akyaka Limanı'ndan Gökova Körfezine akan buz gibi bir su düşünün; sazlıkların içinde, ördeklerin ve kazların dans ettiği, işte 'Kadın Azmağı' dedikleri nehir. Çok detaya girmeyelim, yüzmek cesaret ister, tercihiniz kenarında oturmak çayınızı içmek olsun. Denize girip güneşlenmek için benim tercihim merkeze 10 dakika mesafede olan Çınar Beach olur, zira kalabalığa çok tahammül edemez oldum, ama biraz daha yol gidebiliriz diye düşünürseniz 30 dakika kadar viraja katlanıp Akbük Koyunda muhteşem bir deniz sizi bekliyor olacak, sonrası kötü, ordan da ayrılmak istemeyeceksiniz.

Aslında aktarmak istediğim çok şey var fakat konu uzuyor… İki şeyi asla atlamayın, Marmaris yolu üzerinde bulunan Eski Marmaris Yolu ya da benim daha çok sevdiğim adı olan Aşıklar Yolunda, Okaliptus ağaçlarının arasında bir yürüyüş yapın ve içinizden nasıl geçiyorsa poz poz fotoğraf çektirin ama sabah çok erken gidin lütfen, yoksa fotoğrafınızda hiç tanımadığınız turistlerle aynı karede olursunuz.

Yürüyüşün ardından Akçapınar Tostçusu'na uğrayarak bir tost ve ayran da söyleyin de döndüğünüzde soranlara 'evet uğradık' diyebilesiniz.

Ahhhh Akyaka şimdiden özledim seni.Gökova'ya doymak mümkün değil. Bir Halikarnas Balıkçısı sözüyle veda edeyim ‘ Roma’yı gör de öl, Gökova’yı gör de yaşa’…

Bir sonraki durağımız Rodos olsun mu?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Alptekin 2019-07-11 12:29:35

Tebrik ederim, kaleminiz mükemmel, devamını mutlaka bekliyoruz...

Avatar
ubg 2019-07-10 17:55:20

evet evet rodos yazısı da istiyoruz. hayırlı olsun çok keyifli bir yazı olmuş

Avatar
Ulusoy 2019-07-10 18:20:32

Yazıyı okurken sanki yılların yazarının yazısını okur gibi oldum.
İlk yazınız böyle ise.Bir sonraki yazınızı sabırsızlıkla bekliyorum... Başlık Mükemmel, Ülkemin paha biçilmez güzelliklerini anlatmanız beni ziyadesiyle memnun etti... Tebrikler Başarılarınızın devamını dilerim..

Avatar
Tuğba 2019-07-11 14:03:42

Kalemine kuvvet yeni keşifler için yazılarını iple çekiyoruz

Avatar
Çiğdem Karakoç 2019-07-11 16:00:56

Çook keyifliydi bir solukta okudummm☺️

Avatar
Melike H 2019-07-11 19:10:46

Tebrik ederim keyifle okudum

Avatar
Necdet Şahin 2019-07-13 11:53:12

Çok iyi anlatmışsınız tebrikler adeta geçtiğimiz yıllarda 4-5 günlük tatilimizi hatırlattınız,özlem duydum,yeniden..