banner119

Onca yıl olmuş doğduğumdan beri

Saymadım açıkçası

Lüzum da yok aslında…

Parmak hesabı yaparım bazen

Yine de tutturamam hesabı

Aslında iyi mühendisimdir ama kitleniyorum bu mevzuda :)

İşime de geliyor sanırım biraz

“ Geceleri saymam, gündüzler sayılmalı ” geyiklerine de bel bağlamışlığım olmuştur bir zamanlar

Hepimizin yaptığı gibi…

Demem o ki, yıllarla pek alakam yok nicedir

Yıllar dert etsin beni artık;

Nasıl benim gibi muhteşem biriyle (!) yaşanacağının hesabını onlar yapsın biraz da :)

“Gönül yaşı” kavramını özümseyenlerden oluyorsun bir müddet sonra ister istemez..

Tanrıya şükrediyorum bahşettiği yıllar için;

Ne çok mutluluklarım oldu

Ne çok pişmanlıklarım

Ne çok sevinçlerim

Ne çok hüzünlerim

Ne çok zirvelerim

Ne çok düşmelerim

Ne çok kalkmalarım

Ne çok kalabalıklarım

Ne çok yalnızlıklarım

Kalbimin ritmine uydum hep

Yani rengahenk oldu hep hayatım

Bir sürü keşkelerim de tabi…

Keşkesiz hayat mı olur?

Yaşamamış sayardım kendimi öyle olsa…

Tam tetimatıyla hayat budur aslında

Öbür türlü ne o öyle; sade suya tirit, tatsız tuzsuz

Dümdüz bir hayat fıtratımda yok :)

Bilirim…

Rengahenk oldu hep hayatım dedim ya;

Epeydir hayatı boyuyorum kendimce

Göklerim bazen ebruli, denizlerim bazen erguvan

Kim ne karışır..

Sen okuyamadın ama yazı da yazıyorum anne

Belki melekler fısıldıyordur yazdıklarımı, başucunda geceleri..

Hele bir “ başassolistliğim ” var ki,arkadaşlarıma da metazori böyle dedirtiyorum onlar da kırmıyorlar sağ olsunlar, Fahrettin bey yaşasaydı Maksimdeydim şimdi :)

Ses pek olmasa da Allahtan “ star ışığı ” vermiş yaradan

İşi götürüyorum yani :)

Kurşuni en sevdiğim renk aslında, siyah da öyle

Amma çekerim altıma en renkli pantolonu gezerim de istesem

Sıkıntı yok yani :)

Takılmıyorum nicedir Ayşanım ne der?

Ahmet bey amca kınar mı?

Yanlış mı anlar mahalleli diye?

Yani düzeltiyorum yamuk bakanları hemen:)

Kimse için yaşamamak lazım bir saatten sonra, öğrendim..

Aslolan benim..

Var mı bu milyarlık dünyada bir başka daha benden?

Bir daha gelir mi benim gibi biri?

Aslaaa :) :)

O zaman aslolan sensin

O kadar..

Konu komşu yoktu ki yanımda dünyaya gelirken

Eee zaten giderken de araziler :)

Bu en zor zamanlarında yalnız zaten insan..

Aradaki yolculukta mecburen herkes bir arada ama

Ezdirmiyorum da kendimi bu seyahatte kimselere artık :)

Ahmet Kaya’ da nasıl isyan etmişti rahmetli “ezdirmem sana kendimi” diyerek..

Bir tek kızıma fazla efelenemiyorum bu yolculukta

Ara ara nabız yokluyorum;

İkna edebilsem küpe de takacağım, saçımı da kuyruk ama

O kadar modern birinden “ilk çağ” tepkileri alıyorum bu konularda azıcık

Anlamsız aslında :)

Hoş onsuz gittiğim gezilerde bunların hepsini de yapıyorum, duymasın ama..

En sevdiklerimi kaybettiklerim de oldu

Zerre hoşlanmadıklarımla bir arada yaşadığım günlerimde…

Karalara da boyadım kendimi bazen

Bazen de en cırtlak kırmızıya

Gülücüklerim de oldu yüzümde, yaşlarım da

Ama günahıyla, sevabıyla bu hayat benim…

Düşünsenize ne monoton bir hayat olurdu;

Biteviye mutluluk denizinde yüzmek

Ya da sonsuz hüzünlere gark olmak

Ya hep baklava börek

Ya da hep zehir zemberek şekilsiz “ isot ” larla geçen bir hayat

Ne çekilmez olurdu…

O nedenle “ kafi doz ” her zaman iyidir

Over doz da bünyeye zarar, diğeri de…

Değil mi ki sormadan gönderdiler bizi buralara

Dip bucak yaşamak, iyice bakmak lazım sağına, soluna

Ama kaybolmadan dehlizlerinde

Yani yüzmesini bilmek te lazım mutluluk denizlerinde

Çıkmasını da gayya kuyularından...

Oldum olası oyun olarak düşündüm hayatı

Ama hafife aldığımı sanmayın lütfen

Biraz kurallarını kendime göre törpüledim, bu sonuçları öngörülemez oyunun…

Siz de biraz öyle bakın hayata tavsiye ederim

Çok büyük mutluluklarda da sarhoş olmadım

Çünkü tutmaz yerini aslan sütünün bilirim :)

Tatmayanlar düşünsün artık onun hovardalığını da

Hayal kırıklıklarında da yerlerde sürünmedim hiç…

Kurallarını senin koyamadığın oyunda

Hiç uğraşmadım kuralları değiştirmek için

Küçük küçük hileler yapmakta bir sakınca yok tabii ama

Çok da zorlarsan, sonra sonra oyunda kalman da imkansızlaşır

Sakın haa…

Karşıma geçip soran dostlarım oluyor çoğu zaman

Nasıl başa çıkıyorsun bu hayatla diye

Kararınca ciddiye alıyorum o kadar diyorum

Ne bir dirhem eksik, ne bir dirhem fazla

Hep elimde bir kazma küreğim vardır benim;

Aşılmaz görünen duvarlar çıktığında önüme, yan yolları kazmak için

Yani kaçış yolları açılmalı mutlaka neme lazım…

Serde amelelik var ya, hem de en okumuşundan :)

İşime çok yarıyor yani bu durumum…

Cervantes’ in Don Kişot’ u gibi yel değirmenlerine savaş açacağıma, yan yan tüymeyi başarıyorum çoğu zaman

Bile, isteye…

Zaten erkekliğin çoğu da öyle değil mi? :)

Lütfederseniz bu hafta finali birlikte bağlayalım olur mu?

Rica etsem yazının başlığını tekrar okur musunuz?

Sonra da devamla aşağıdaki cümleyle bitirelim hep beraber;

……………………...ben bu dünyanın :)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.