Seçim gününün bahar tatili gibi geçtiği zamanları hatırlıyorum ben. Ana, babamızın parmaklarını boyatmaya beraber giderdik. Tartışma oluyordu da (mahalli idarenin en temel taşı olan muhtarlık seçiminde bilhassa) belediye seçimi için birbirini kesenlere denk gelmedim. Siyasi lideri ve partisini atası, lideri kabul edip koşulsuz destek veren, oy vermeyeni hain ilan eden yok muydu, vardı. Bu hep böyleydi. Bizim politize olmamızın ölçüsüz oluyor biraz. 90’ların ilk yıllarında parti liderinin grup konuşmasından etkilenip mahallede coşkuyla koşup, slogan atan komşumuzu hatırlıyorum mesela.

Seçim günü sayımı bekleyip sonucu öğrenmekten başka aktivite hatırlamıyorum pek. Az kanallı tv’de izliyorduk o kadar. Akşama sonuç belli olur sabaha da millet işine gücüne bakardı.

Seçmen dediğin vaat dinleyen, hizmet bekleyen, “şu olsa iyi, öbürü gelse memleket elden gider” muhabbeti yapan insan işte. Seçmen sıfatını yılın geri kalan kısmında hatırlamıyorduk sanıyordum. Sonra seçmen olduğum yaşlara geldim. Tarihin dördüncü çok uzun iktidarına ve neredeyse her sene yapılan seçimlere denk geldim. Baktım ki bu seçmen olma işi baya zor. Öyle böyle sorumluluk değil.

Başta seçmen kaydıyla başlıyor mesele. Evinin olduğu yerde oy kullanacaksın, kaydının bir sebepten silinmiş olma ihtimali var. Bunun yanında evinde yaşamayan insanlar, oturmayan tanımadığın başka seçmenler kayıtlı olabilir. Sorgulayacak, peşine düşeceksin.

Diyelim ispatladın tekil seçmenliğini, memleketin bazı yerlerinde iradeni temsil edeceğinden şüphesi olmayan ataerkil reisler beline silah takarak sandığa gidip senin pusulana açık mühür vurmak isteyebilir. Sandık başındaki memurla bu tür çatışmalar yaşamak ata sporu gibi bir şey. Bir de neredeyse gelenek olmuş muhtarlık seçimi cinayetleri var.

Diyelim ki girdin salona attın imzanı (kabine girmeden atıyorsun imzayı, kabin iki adım yer ne olabilir ki o arada deme, her şey olabilir, başıma geldi. En iyisi oyu attıktan sonra imza), kabine girdin. Bağlı bulunduğun siyasi harekete bağlılığını ispatlamak için pusulanın fotoğrafını çekmek durumunda kalabilirsin (bu telefonla girme işi yasaklanmış, iyi bari).

Oyunu kullandın, sandıktan, salondan ayrıldın. Şimdi yapılması gereken eve dönüp akşamı beklemek… değil. Bilinçli seçmenler olarak sandığı beklemek, sayımı izlemek, geçersiz ve boş oylar konusunda sandık kuruluyla istişarelerde bulunmak işimiz başlıyor. Neyse ki ıslak imzalı tutanak isteme mahcubiyetini birkaç seçimdir bir kenara bıraktık (gerçekten çok seçim oluyor) .

Salondan çıktın, bir grup silahlı seçmenin havaya ateş açarak kutladıkları erken galibiyet gösterileri altında eve vardın. Yasağın bitmesini, sonuçları izlemeyi tercih edersin ama öyle değil. Oy çuvalı takibi başlıyor, seçim kurulları nöbetleri başlıyor. Zaten hepsi ana akım dediğimiz yan yan yandaş kanalları takip edip ne yapacaksın, bir elin mobil şarja takılı telefonunda sosyal medya kontrolü yapman gerek.

Devletin haber ajansı, gece olmadan ilan edebileceği sonuçları vermeyi aniden kesiyor. Açıklama yok, açıkladığı zaman da “bir şeyler oldu” diyor o kadar. Seçmen olarak sınavın bitmedi. Uykusuzsun, uykusuz kalacaksın. Kaybeden adaylar zaferini ilan ediyor, kazananlar ıslak imza peşinde sabaha kadar uğraşıyor.

Bu böyle günlerce sürüyor. Sabahlara kadar alacağın bir cevabın peşinde perişan oluyorsun. Kendin talip olmadığın için vekilini tahsis ettiğin makama kimin oturacağını görmek için helak oluyorsun.

Dünyanın bir başka yerinde bu derece seçmen olmak diye bir şey var mı bilmiyorum. Bizim için çok büyük bir sorumluluk. Bir seçmen hayalim olsaydı, birkaç yılda bir gün yapılan seçimler haricindeki günlerde dümdüz vatandaş olabilmeyi başaran, oy verdiği an sorumluluğunu büyük ölçüde biten bir görüntü çizerdim.

Güzel havalar dilerim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.