Başkan Pelin Coştur Filiz'in mesajı şöyle:

"SEVGİLİ ATAM,

Bu sana yazdığım üçüncü mektup.
Biliyorum ki, cennet bahçelerinden ülkemizin son durumunu öğrenmek istiyorsunuz. Geçen seneden beri ne değişti diye sorarsanız…

Ülkeye yapılan kötülükler devam ediyor ATAM.
Dünyayı yönetenleri önünde diz çöktürdüğün ülkemiz büyük bir ekonomik ve siyasal kuşatma altında. Türk lirası her gün değer kaybediyor. 1 Ocak’ta asgari ücretle 388 litre benzin alınırken bugün 330 litre alınıyor. 6,2 gr altın alınırken bugün 5 gr alınıyor. 201 litre Ayçiçek yağı alınırken bugün 146 litre alınıyor. 1470 metreküp doğal gaz alınırken bugün 1260 metreküp alınıyor. Çalışanların neredeyse %60’ının asgari ücretli olduğu ülkemizde, asgari ücret 1 Ocak’ta 380 dolar iken bugün 290 dolara düştü. Sosyal barış tamamen tehdit altında.


Halkımız çok ciddi geçim zorluğu yaşıyor, esnafımız kepenk kapatmak zorunda kalıyor. Eğitim, yerli ve milli olma özelliğini kaybetmek üzere. Yabancılara her gün yeni imtiyazlar tanınıyor. Ülkenin stratejik kurumları özelleştirme adı altında tamamen milli olmayan unsurlara bırakılmış durumda. Mülteci akınları iyi yönetilmediği için sosyal dengemiz iyice sarsıldı. Uluslararası ilişkiler kurumsal değil, iktidarın bekası için tek kişi tarafından yürütülürken Cumhuriyeti emanet ettiğin gençlerimizin %80’i bu ülkeden gitmek istiyor.

Nüfusumuzun yarısını oluşturan ve kalan yarısını da yetiştiren kadınlarımıza şiddet ve kadın cinayetleri de aynen devam ediyor.

Camilerimiz iyice tek adam siyasetinin merkezi oldu. Artık toplantılarını camilerde yapıyorlar. Senin Cumhuriyeti ilan ettikten hemen sonra kurduğun Diyanet İşleri Başkanlığı hiçbir hutbede senin adını anmazken ve ülkemiz yoksulluk, yolsuzluk ve yoksunluktan kırılırken tek laf etmeyip sürekli belden aşağı fetva veren bir kuruma dönüştü.
İktidarın temsilcileri sürekli güzel dinimizi özünden uzaklaştırıp kendileri için kullanıyorlar. Daha 3 gün önce, tek adama oy vererek sevap kazanacağımızı bile söylediler. Halbuki Ali Şeriati ne demişti “Eğer din ölmeden önce bir işe yaramazsa, öldükten sonra hiçbir işe yaramaz.” Bunlar, Allah’ın evinin temiz vicdanlar olduğunu unutup cenneti bile oyla satıyorlar.

Artık bu güzel ülke;                                                
Sokaktan yemek toplayan annelerin,
Çocuklarım aç diyerek kendini yakan babaların,                                  

Atanamadığı için intihar eden öğretmenlerin,
Borcunu ödeyemediği için kendini köprüye asan insanların olduğu bir ülke.


Yani sevgili ATAM, ampul ile kararan dünyadaki tek ülkeyiz!
Sizler düşmanla savaşarak bu güzelim ülkeyi kurdunuz, biz ise sizin sayenizde yönetici koltuklarında oturup bütün değerleri ayaklar altına alan kirli bir zihniyetle savaşıyoruz.

Ama çok güzel gelişmeler de var ATAM…

Ülkemizin getirildiği karanlık noktada güneş gibi doğan İYİ Parti her geçen gün daha da büyüyor.

Nasıl ki; 1915 Çanakkale savaşında size geri çekilmenizi söyleyen savaş komutanı Liman Von Sanders’e “Hayır” deyip Conkbayırını terk etmeyerek tarihin akışını ve Türk milletinin makus talihini değiştirdiniz,
Nasıl ki; 1919’da Samsun’a çıkıp Kurtuluş Savaşını başlatarak kişisel çıkarlarını işgalcilerin siyasi amaçlarıyla birleştiren mandacılara “Hayır” dediniz,
İYİ Parti’de inancını, cesaretini ve azmini sizden alıp 4 yıl önce kuruluşuna engel olmaya çalışan her şeye “Hayır” diyerek son 4 yılda ülke siyasetinin gidişatını değiştirdi.

Cesaret; bir zorluk ya da tehlike karşısında geri çekilmeyip mücadele etmektir.
Cesaret; herkes bırakıp gittiğinde ben buradayım diyebilmektir.
Cesaret; esareti kabul etmemektir.
Cesaret; inanmadığın yoldan ayrılmak, yanlış olana hayır diyebilmektir.
Ülke menfaatine olmayan her şeye “Hayır” diyebilen bir lider olarak bizlere örnek, diğer milletlerin mücadelesine ilham kaynağı oldunuz.


Ülkemiz zor zamanlardan geçerken sizden aldığımız ilham ve güçle ülkenin her yerinde kapı kapı, köy köy, şehir şehir dolaşarak gidişata “Hayır” diyoruz.
Siz saltanatı kaldırarak tek adam rejimine son verip “Egemenliğin kullanılması hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye, aileye ve sınıfa bırakılamaz” diyerek egemenlik hakkını millete vermiştiniz. Biz de bu ucube tek adam yönetimine son vererek ülkemizi demokrasi ve adalet yolunda İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçirmek için var gücümüzle çalışıyoruz.

Sevgili ATAM,
Ülkemizi karanlıklar içinde bırakan bu düzeni bozarak ülkemizin yeniden adaleti ve liyakati temel alan sizin çizdiğin yolda ilerlemesi için bütün engelleri aşacağımıza bir Cumhuriyet kadını olarak söz veriyorum.


Aramızdan ayrılışının 83. yılında sizin ve size yol arkadaşlığı yapanların ruhu şad, mekânı cennet olsun.

Sonsuz sevgi, saygı ve minnetle…"