Yapılan araştırmalara göre Türk halkının %40’ı lidere, %25’i teşkilata, %15’si program ve projelere, %6’sı kampanyaya oy veriyor. %14’ünü ise hiçbir şey etkilemiyor, yani ya ideolojik oy veriyor ya da oy kullanmıyorlar.

Son yıllarda giderek artan biçimde, seçmenler siyasi tercihlerini yaparken ideolojiden, program ve tüzüklerden ziyade liderlere, vaatlere ve adaylara daha çok dikkat ediyorlar.

Bizim gibi ülkelerde, ideolojilerin git gide etkisini kaybetmesi siyasi partileri birbirine benzeyen örgütler haline getirdi. İşte bu nedenle, liderler, partiler arasındaki farklılığı ortaya koyan en temel etken haline geldi.

***

Değişen dünya şartlarında, otoriteyi esas alan geleneksel liderlik anlayışı terk edilmek zorundadır. Günümüzde, toplumların yaşadığı zorluklarla bir liderin tek başına başa çıkması mümkün değildir.

Yeni Dünya düzeninde, bir ülkeyi ileriye otoriter liderler değil, güçlü ekipler ve güçlü kurumlar taşıyabilir.

Güçlü bir lider, gücünü ekibinin uzmanlığından yani liyakatinden alır. Her biri kendi alanında uzman olan ekip farklı enstrümanlar içeren bir orkestraya benzer. Lider, bir orkestra şefi gibi, bu topluluktan gürültü değil melodi çıkaran kişidir.

Bundan dolayı, güçlü lider; güçlü ekibe sahip olan liderdir.

***

Bill Gates “Gelecek yüzyıl güçlü liderlerin değil, güçlendiren liderlerin yüzyılı olacaktır” der. Yani; yönetici kadrosunu, teşkilatlarını ve kurumları güçlendiren liderler kalıcı olur.

Ancak ve ancak; samimi, dürüst, özgüveni ve empatisi yüksek, özgür düşünceyi teşvik eden, takımına rehberlik edip ilham veren, bilgili ve güvenilir liderler kalıcılık sağlayarak geleceğe ışık tutabilir.

***

Liderlik; ülkenin geleneklerine, inançlarına ve değerlerine saygılı olup onlara sahip çıkmayı gerektirir.

Bununla birlikte, farklı koşullar farklı liderlik tarzı gerektirebilir. İyi bir lider, değişen koşullara uyum sağlayabilen, kararlı, sabırlı, soğukkanlı ve kriz yönetebilir özellikte olmalıdır.

Bu kriz, ülke için olduğu gibi partisi içinde geçerlidir. İyi bir liderin partisindeki eleştirileri iyi değerlendirmesi, her dedikoduya prim vermemesi, görevine ve partinin ilkelerine sahip çıkanları koruması, kendi menfaatlerini partinin ve ülkenin geleceğinden önce görenleri uzaklaştırması ona olan güveni artırır.

***

Lider, her zaman en önde olmaz. Ekibinin kendi ayakları üzerinde durabileceği ortam yaratır ve tüm ekibin izleyeceği yolu kendilerinin bulmalarını sağlar. Ortak planlama ve birlikte çalışma yeteneği iyi bir liderin en büyük gücüdür.

Liderlik; ünvanlarla, statüyle ya da iktidarla ilgili bir konu değildir. Liderlik; insanlardaki ve onların fikirlerindeki potansiyeli görmek ve bu potansiyeli geliştirme sorumluluğunu üzerine almakla ilgilidir.

***

Liderlik çalışmalarının öncüsü olan bilim insanı ve örgütsel danışman Warren Bennis, lider ve yöneticinin farklı şeyler olduğunu söyleyerek “Bir işi doğru yapana Yönetici, doğru işi yapana ise Lider denir” der.

Yönetici; kısa vadeli ve taktiksel düşünür, olaylara bakar, biçime önem verir, katıdır, yönlendiricidir ve mevcut durumu idare eder.

Lider ise; uzun vadeli ve stratejik düşünür, fikirlere bakar, içeriğe önem verir, esnektir, teşvik edicidir ve mevcut duruma kafa tutar.

İyi bir liderin bunları yapabilmesi için iyi bir vizyon, sosyal ve siyasal bilinç ile özgüven sahibi olması gerekir.

***

Cesaret, bir liderin olmazsa olmaz özelliğidir. 

Cesareti seçenler; sert darbeler alacağını bilirler. Başarısızlığı, hayal kırıklığını, engellenmeyi, yalnızlaştırılmayı ve hatta güvendikleri tarafından kalplerinin kırılmasını göze alırlar. Bunun için ona cesaret denir ve bu nedenle nadir bulunur.

Zorlu işler yerine kendi konforunu tercih edenler cesur olmadıkları için lider de olamazlar.

***

Son olarak…

Ülkesinin geleceğini gerçekten düşünen iyi bir liderin önsezisinin çok güçlü olması gerekir. Halkın özlemlerini sezerek onları dile getirmek ve halkın içinde en önde olmak zorundadır.

Halkın içine girmeden duvarlar arasından parti ya da ülke yönetmeye çalışanlar güçlü olabilirler ama asla iyi bir lider olamazlar.