Önceki yazımda, Türk halkının %40’ının lidere, %25’inin teşkilata, %15’inin programa, %6’sının kampanyaya oy verdiğini %14’ünü ise hiçbir şeyin etkilemediğini söylemiştim.

%25 olarak ölçülen teşkilat katkısı, esasında teşkilatın tüm seçmenlere yönelik çalışma ve etkinliği ile yüzde olarak daha fazladır.

Partilerin iller bazındaki başarılarında, illerin sosyolojik yapısı kadar il ve ilçe örgütlerinin payları da çok etkilidir.

***

Parti teşkilatları, partinin halk ile iletişiminin ana unsurudur. Partinin programını, projelerini ve çözüm önerilerini tüm seçmenlere teşkilat mensupları anlatır.

Ayrıca, halkın ihtiyaçlarının belirlenmesinde, halkın taleplerinin ve önceliklerinin genel merkeze iletilmesinde başrol yine teşkilatlarındır.

Partinin halkın ihtiyaçlarına uygun siyaset üretmesinin temelini oluşturan teşkilat çalışmaları partiyi ileri taşır. Bu nedenle, il ve ilçe teşkilatları halk ile iç içe olmalıdır.

İnsanlara değerli olduğunu hissettiren her siyasi hareket mutlaka başarılı olur.

Partilerin sosyolojik tabanları; teşkilatların halka yakın duruşu, halkın dilinden konuşması, halkın önceliklerine saygı duyması ve partinin ilkelerini halka doğru bir dille anlatması sayesinde oluşur.

***

Bir partinin vizyon ve misyonunu, program ve projelerini tanıtacak en önemli unsur teşkilatlardır. Sürekli mahalle ve köyleri dolaşarak esnafların, işyerlerinin, işçilerin, gençlerin ve kadınların sorunlarını anlamak, sivil toplum kuruluşlarının çözüm önerilerini dinlemek, halkın belediyelerden beklentilerini dile getirmek teşkilatların ana görevidir.

Teşkilatın çalışkanlığı, partinin temel değerlerine olan sadakati, inandırıcılığı ve kararlılığı siyasi partilerin imajı için son derece önemlidir.

Teşkilatlar, partilerin motoru yani başarı anahtarıdır. 

***

İyi bir parti lideri, il ve ilçe başkanlıklarına kendisi gibi cesur insanları seçmeli ve onların arkasında durmalıdır.

Parti teşkilatlarının en önemli görevlerinden biri temsildir. Genel başkanı ve partinin şahsiyetini il ve ilçe başkanları başta olmak üzere onların yönetimleri temsil eder.

Halk tarafından benimsenmeyen, halkın arasına girmeyen, halkın sorunlarını gündeme getirmeyen il ve ilçe başkanları, o il ve ilçede partinin önündeki en önemli engeldir.

Halkın sevmediği ve güvenmediği isimlerin temsil makamlarında bulunması o partiye yapılmış en büyük kötülüktür. 

Ne olduğunu bilmeyen ne olmadığını ispat etmeye çalışır…

***

Siyasetin en kötü hastalığı parti içi çekişmelerdir.

Tüm partilerde var olmasına karşın, en fazla parti içi çekişme ne yazık ki muhalefet partilerinde var. Özellikle iktidara alternatif partilerin taşra teşkilatları, büyük oranda, günlük çıkar ve çekişmelerin, ayak oyunlarının ve birbirini aşağı çekerek yükselmenin peşindedir.

Diğer taraftan, ilginç bir şekilde, muhalefet parti teşkilatlarına en büyük muhalefet yine kendi üyelerinden gelir.

Partiler, eskiden yönetimde yer almış ya da halen yönetimde olmasına rağmen diğer yöneticileri beğenmeyen, kendi yaşamlarında asla cesur davranmayan ama enerjilerinin her bir zerresini buna cesaret edenlere öğüt vererek geçiren ve onları yargılayan insanlarla doludur.

Yüz yüze eleştiri yapmaktan korkan, dedikodudan başka partiye hiçbir faydası olmayan bu insanlar yerelde partilerin başarısının önündeki en büyük engellerden biridir.

***

Değişen dünya şartları ve farklılaşan seçmen öncelikleri yerelde yeni bir siyasi anlayışı mecburi kılmaktadır. Muhalefet partileri geleneksel yöntemleri ve geleneksel insanları kullanarak uzun süredir iktidarda olan bir partinin oy oranını eritemezler.

Başta il ve ilçe başkanları olmak üzere tüm teşkilatlar hiçbir fitne ve fesata prim vermeden ekip ruhuyla hareket etmek zorundadır. Birlik ruhu ile partinin çalışmalarını yürütmeli ve liderin gösterdiği hedefe odaklanmalıdır.

İktidarın alternatifi olmanın yolu budur…

***

Bu yüce millete umut olmak; tarihimize, atalarımıza ve bu vatan için toprağa düşen şehitlerimize özellikle muhalefet partilerinin boynunun borcudur.

Yarının kavgası yarın yapılır! Bugün birlik olma zamanıdır.

Ne diyordu Mehmet Akif…

“Girmeden tefrika bir millete düşman giremez; toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez!”