Tabulara Giriş- Din serisinin son yazısında size din adamları dışında kendini Tanrıya adamış bir filozoftan bahsedeceğim.

Zira, Tanrı yolunda gidenlerin mutlaka din adamları olması gerekmiyor.

Her ne kadar, Nietzsche “Filozoflar hiçbir zaman din adamlarını öldürmemiştir ama din adamları çoğu zaman din adına alimleri öldürmüştür” dese de…

17. yüzyılın aydınlanmacı filozoflarından biri olup kendini doğaya ve Tanrıya adamış olan Spinoza sadece dinden çıkmakla suçlanıp aforoz edilmekle kurtuldu.

Spinoza birçok kitap yazsa da Tanrıyı anlattığı en önemli eseri olan Etika ancak ölümünden sonra basılabildi.

Panteizmin kurucusu olan Spinoza, Tanrıyı kişisellikten çıkarmış ve O’nu evrenin ya da doğanın tamamı olarak tanımlayarak pek çok kişiyi etkilemiştir.

Spinoza’ya göre Tanrı her şeydir ve her şey de Tanrıdır. Tanrı doğada, nesnelerde, insanda ve her yerdedir.

***

Spinoza’ya göre Tanrı şöyle derdi;

Senden yapmanı istediğim tek şey, hayatının tadını çıkarmandır.

Eğlenmeni, şarkı söylemeni ve senin için yaptığım her şeyin tadını çıkarmanı istiyorum.

Kendi inşa ettiğin tapınaklara gitmeyi bırak. Oraların benim evim olduğunu söylüyorsun!

Benim evim dağlarda, ormanlarda, nehirlerde, göllerde, plajlarda ve senin kalbindedir.

Sefil hayatın için beni suçlamayı bırak çünkü ben sana hiçbir zaman yanlış bir şey olduğunu ya da günahkâr olduğunu söylemedim. O yüzden seni inandırdıkları her şey için beni suçlama!

Benimle hiçbir ilgisi olmayan ve anlamadığın yazıları okumayı bırak.

Gün doğumunda, bir manzarada, arkadaşlarının dostluğunda, küçük bir çocuğun gözlerinde beni okuyamıyorsan, henüz yazının bilinmediği devirlerde benim adıma yazıldığı iddia edilen hiçbir kitapta beni bulamazsın!

Bana güven ama önce kendine güven ve her şeyi benden istemeyi bırak.

Benden korkmayı da bırak çünkü ben öcü değilim, seni yargılamıyorum, seni eleştirmiyorum, sana sinirlenmiyorum, seni rahatsız etmiyorum ve asla seni cezalandırmıyorum. Beni sadece sevmen yeterlidir…

Benden özür dilemeyi de bırak çünkü affedilecek bir şey yok.

Eğer seni ben yarattıysam…

Seni özgür iradenle donattım. Sana verdiğim akıl ve iradeni kullanarak yaşıyorsan seni nasıl suçlayabilirim?

Seni sen olduğun için nasıl cezalandırabilirim?

Her türlü emri unut, her türlü yasayı unut; bunlar seni kontrol etmek için, senin suçluluk hissetmeni isteyenlerin kurgusudur. Bunlara inanma, sadece kendi aklını kullan…

Kendine saygı göster ve kendin için istemediğin şeyi başkalarına da yapma.                   

Senden tek istediğim hayatına dikkat etmen. Çünkü bu hayat ne bir test ne bir basamak ne bir prova ne de cennete giden bir yoldur.                                                                     

Ben seni tamamen özgür kıldım; ödül yok, ceza yok, günah yok, erdem yok, kimse kayıt tutmuyor.

Sadece sevgi var!

Ancak hayatında bir cennet veya cehennem yaratmak istiyorsan kesinlikle özgürsün!

Bu hayattan sonra ne olup olmadığını söyleyemem ama sana bir tavsiye verebilirim;           

Bu hayattan sonra bir şey yokmuş gibi yaşa.

Düşün ki bu hayat senin zevk alman, sevmen ve var olman için vardır, yani hiçbir şey yoksa, sana verdiğim bu yaşama fırsatından zevk almış olacaksın.

Ama eğer bir şey varsa, orada da sana soracağım tek şey, beğendin mi? Eğlendin mi? En çok neyi beğendin? Yaşamında ne öğrendin ve hangi güzel işleri yaptın olacaktır…

Bana inanmayı bırak. Bana inanmanı istemiyorum, beni kendinde hissetmeni istiyorum. Teşekkür edilmekten bıktım. Minnettarlık hissediyor musun? Bunu kendine, sağlığına, ilişkilerine ve dünyaya göz kulak olarak ifade et. İzlendiğini mi hissediyorsun? Neşeni ifade et!

Beni övmenin doğru yolları bunlardır…

İşleri zorlaştırmayı bırak ve benim hakkımda birilerinin öğrettiklerini papağan gibi tekrar etmekten vazgeç.

Emin olabileceğin tek şey burada olduğun ve yaşadığındır.                                             

Nitekim bu dünya harikalarla doludur… Etrafına baktığında beni görecek ve hissedeceksin…

Neden daha fazla mucizeye ihtiyacın var ki?                                                                        

Beni dışarıda ararsan bulamazsın. Beni sadece kendi içinde bulursun…

***

Günümüzde temel dinlerdeki pek çok tarikat,

Bu tarikatlar arasındaki güç savaşları,

Tarikat mensubu din adamlarının dünyevi varlıkları ve hazzı kendileri alıp gerçek inananları maddi ve manevi olarak sömürmeleri göz önüne alındığında…

Dinden çıkanlar kimler acaba?

Spinoza’nın inancı çok daha masum duruyor.