banner307

banner308

banner306

banner309

21.04.2021, 00:02

Taşı kara bahtı açık DİYARBAKIR -1

İki güzel kadın pilotun güvenli uçuşu sayesinde, bir akşam ezanı sonrası oldu ilk tanışmam Diyarbakır sokaklarıyla. Şehre hüzünle karışık karanlık çökmüştü çökmesine de 75. Caddenin ışıkları bu şehre asla karanlık çökmeyecek dercesineydi. Yalan yok, acaba pilotlar bizi başka bir şehire mi getirdi diye geçti bi ara içimden, evet Doğunun Paris’i deniyordu ama duymak ayrı görmek ayrıydı her zamanki gibi.

Yakınlarıma sağ salim indik bilgisinin verilme ve ilk şaşkınlığı atma faslından sonra iki günlük Diyarbakır turumuzun detaylarını, şehrin en popüler mekanlarından olan Hancı Et’te yaptık. Açılışı yemekle yapan ben kapanışı da aynı yerde yapmaya karar vererek otelde dinlenme moduna aldım kendimi. Otel Suriçinde olduğundan gece devriye sesleriyle ara ara uyandım tabi.

Nerden başlasam nasıl yazsam diye o kadar zorlandım ki, tarihi ayrı, doğası ayrı, insanı ayrı güzel bir memleket burası. İnsanı ayrı güzel derken bize hiç yabancılık çektirmeyen Şilan ve Hamit’e ne kadar teşekkür etsem az. İyisi mi ben yazımı ikiye böleyim.

Peygamberler ve sahabeler şehri 12 bin yaşında ama hala gencecik. Siyah bazalt taşlarıyla, Hurrilerden Urartulara, Romalılardan Selçuklulara kadar 35 medeniyetin iz bıraktığı taşı kara, bahtı açık Diyarbakır.

Eski ve yeni olmak üzere ikiye ayrılan Diyarbakır’ı gezmeye başlamadan meşhur kahvaltılarıyla tanıştırmak isterim sizi. İlk kahvaltımızı Mardin Kapı Mevkiindeki Deliller Hanı’nda yaptık. 1527 yılından günümüze kadar mimarisini koruyan önemli hanlardan biri, Deliller Hanı denmesinin sebebi ise Hicaz’a giden delillerin yani rehberlerin bu handa kalmasıymış. Bugün yine otel hizmeti vermekte. Ve kahvaltısı, içinde bulunduğumuz mistik havanın da etkisiyle daha da bir lezzetli hal aldı.

Pazar kahvaltımız ise Kocaeli’den eski müdürüm Mehmet Bey ve yine mesai arkadaşlarımdan Mehmet kardeşimin daveti üzerine Tarihi Hasan Paşa Hanı’nda oldu. Diyarbakır’ın en gözde kahvaltı mekanı ve günlerden Pazar, kalabalığı bi hayal edin. 1573 yılında yaptırılan bu han, avlulu ve iki katlı. Avlunun ortasında bir de şadırvan var. Handa birçok kahvaltı mekanı ve alternatifi var. İster avluda ister balkonda isterseniz de kapalı ayrı odalarda yer sofrasında yapabilirsiniz kahvaltınızı. Bizim seçim Mustafa’nın Kahvaltı Dünyası oldu. Yer sofrasına oturmamızla birlikte ruh-u cevvale bir kardeşim masada çatalımı koyacak yer bırakmayacak kadar sofrayı süsledi ve masanın yıldızı olarak da kavurmalı yumurtayı baş köşeye koydu zira burda etsiz bir öğün ayıp sayılıyor. 

Dönelim yine ilk güne, Çin Seddi’nden sonra dünyanın en uzun ikinci surları, yukardan bakılınca kalkan balığı görüntüsü ile kucaklamış Diyarbakır’ı ve surların dört ana kapısı var. Dağ Kapı kuzeye, Urfa Kapı batıya, Yeni Kapı doğuya ve Mardin Kapı güneye açılıyor. 20. Yüzyılın başlarına kadar sur kapıları geceleri kapatılır ve şehre giriş çıkış kontrol edilirmiş. Bismillah, Mardin Kapı’dan attık ilk adımı.

İki nehir arasındaki Mezopotamya’ya her birinin ayrı hikayesi olan 82 burcuyla sarmalanmış surların üzerine çıkıp bakabilirsiniz tabi restorasyon çalışmaları bitince, biz maalesef çalışmalardan dolayı başaramadık.

Sahabeler ve Hoşgörü Şehri olarak da anılan Diyarbakır’da, geçmişte gayri müslimler müslümanlardan daha fazlaymış. Süryaniler, katolikler, yahudiler ve müslümanlar bir arada yaşamışlar, bu sebeple farklı dinlerin farklı mezheplerin ibadethaneleri Suriçi’nde her adımda karşımıza çıkıyor. Bunlardan en önemlileri 4 Ayaklı Minare ve Ulu Camii.

1500 yılında Akkoyunlu Kasım Bey tarafından yaptırılan Dört Ayaklı Minare, Şeyh Mutahhar Camisine ait aslında. Minarenin dört ayağı İslam’ın dört mezhebini simgelemek amacıyla yapılmış ama bazı kesimlere göre de Diyarbakır Surlarının dört ana kapısını simgeliyor. 500 yıllık minare camiden bağımsız olması ile de dünyada tek. Asla yaşanmamalıydı dediğimiz terör saldırısı ile anılmasaydı keşke.

İlk başta bir güneş tapınağı olduğu bilinen, sonrasında sinagog ve hristiyanlıkla beraber kilise ve Hz. Ömer’in fethi sonrasında günümüze kadar ibadethane olarak açık kalan Ulu Camiideyiz. Mekke, Medine, Kudüs ve Şam’dan sonra İslam’ın 5. Harem-i Şerifi ve Anadolu’nun ilk camisi olması ne kadar kutsal bir yerde bulunduğumu hatırlatıyor ve duamı etmek için camiiye giriyorum (çok kalabalık olduğu için fotoğrafı akşam karesinden seçtim).

Çıkışta El Cezeri’nin yaptığı güneş saatini gördükten sonra 1800 yıldır kilise olarak açık kalan Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi’ne de girmek istiyorum ama yine restorasyon çalışması ile hüsrana uğruyorum, eski fotoğraflardan sizin de görmenizi isterim.

Ulu Camii’den çıkınca tavsiyem Diyarbakır Evlerini en özgün bir şekilde muhafaza eden müzeleri görmeniz. ‘Diyarbakır’ı sevmek bir vazife ve hem de ihmal edilmeyecek mukaddes bir vazifedir’ diye mektuplarında Nihal’ine Diyarbakır sevdasını anlatan Cahit Sıtkı Tarancı, Ziya Gökalp ve Ahmet Arif’in ’in doğduğu eyvanlı evler yan yana bir şekilde müze olarak ziyarete açık. Sanatçıların mektupları, şiirleri, kitapları ve özel eşyalarını burada görerek Dicle’den aldıkları ilhamla edebi yönlerinin neden bu kadar güçlü olduğuna tanıklık edebilirsiniz.

Suriçi’nde daracık sokaklarda şaşkınlığımı gizlemeden, sokakların kıvrımlarına uygun adımlarla yürüyorum. İnsan zulmüne inat ayakta kalmış binalarda bazen şiddetin izleri bazen de tüm şiddete inat gözaltındaki morlukları makyajla kapatmaya çalışan bir kadın gibi muralla renklenmiş duvarlar eşlik ediyor mırıldandığım türkülere. 

Şu an duyar gibiyim ‘Ümran ciğer nerde ciğer’ dediğinizi. Sabah ezanıyla başlıyor mangallar yanmaya ve Suriçi ciğer kokusuyla sarmalanıyor, ben nasıl yemeden döneyim? Ciğerci Remzi Usta’yı gördük ve daldık mekana, önce geçtim ocakbaşına baktım benden ocakbaşıcı olmaz ver siparişi…. Allahtan ekipten herkes soğan da seviyor da şöyle hakkıyla salatasıyla, biberiyle, acısıyla doyduk ciğerimize. 

Ciğeri yedik de üstüne bi tavşankanı içemedik hal böyle olunca rotayı on gözlü köprüye çevirdik. Yolumuzun üstünde Gazi Köşkü ilk durağımız oldu. 15. Yüzyılda Akkoyunlular tarafından yaptırılan köşk Birinci Dünya Savaşında Atatürk’ün karargahı olarak kullanılmış ve sonrasında Belediye tarafından satın alınarak Atatürk’e hediye edilerek Gazi Köşkü adını almış.

Köşkün avlusundaki havuzun benzerini Mardin Kasımiye Medresesinde görmüştüm, bu kez de anlamını Diyarbakır’da bir kere daha dinlemek kısmet oldu. Havuza su hayat çeşmesinden geliyor. Suyun çıkış bölümünde dikey taş dokuza bölünmüş, hamile bir annenin bebeğini dokuz ay taşımasını simgeliyor. Taştan akan suyun ilk toplandığı bölüm beşik ve sonrasında havuza gelene kadar çocukluk, gençlik ve nihayetinde ölümü simgeliyor. Yolunuz düşer de giderseniz köşkün bahçe kısmında restorasyon tamamlandıktan sonra Hevsel Bahçeleri manzarasına karşı bir de çayınızı yudumlayıp hayatı sorgulayın hayat çeşmesini gördükten sonra. 

Veeee sonunda Dicle’nin kıyısındayım. Bereketli, sinirlendiğinde asi ama keyiflendiğinde dingin Dicle. Silvan yada diğer adıyla Mervani Köprüsü olarak da bilinen Roma Döneminden kalan On Gözlü Köprü Dicle’nin iki tarafını kavuşturuyor yüzlerce yıldır.

Sevgili Şilan anlatıyor Köprüyü ve Dicle’yi, bir de kahve sipariş ediyor ki tembihle tam bir evsahibi ah be kuzum o kahve istediği kadar kötü olsun bende 40 yıldan çok hatırı kaldı.

Diyarbakır Halkı için Dicle kutsal denebilir. “Allah’a giden yol” diye inanılıyor ve genç kızlar Kurban Bayramı akşamlarında On Gözlü Köprü’ye çıkarak dileklerini bir kağıda yazıp dua ederek nehire bırakıyorlar. Yani kısaca…

Gazi Köşkü serindir, Dicle Nehri derindir

Sen ağlama garip anam, Kadir Mevlam Kerimdir…..

Benim için önemi oldukça derin. Yıllar önce Ekmek Teknesi dizisinde Heredot Cevdet’ten dinlemiştim Suzan Suzi türküsünün hikayesini imkanınız varsa önce hikayeyi sonra türküyü dinleyin derim.

Dicle’nin kenarında Kırklar Dağı ve arkasında da Kırklar Ziyareti var. Çocuğu olmayanlar buraya gelerek dilek diliyorlar. Zengin bir Süryani ailenin de çocukları olmuyor haliyle kadın Kırklar Ziyaretine gelerek dilek diliyor ve sonrasında güzeller güzeli bir kızı oluyor adı Suzan Suzi. Suzi her doğum gününde annesi tarafından süslenerek Kırklar Dağı’na getiriliyor ve kurban kesiliyor. Eee suzan büyüyor ve Müslüman komşu oğlu Adil’le aşk yaşıyorlar. Bir doğum gününde ziyarete giden Suzan yanındakileri atlatıp Kırklar Dağı’nın arkasında Adil ile birlikte oluyorlar. Bu aşktan sonra Suzan çarpılıyor ve On Gözlü Köprü’den atlayarak boğularak ölüyor ardından Adil de aklını yitiriyor ve bu türkü kalıyor geriye bize miras.

Kırklar dağının düzü, ziyaret çarptı bizi
Kör olasın suzan suzi, sular apardı bizi

Elbette Kırklar Ziyareti yapıldı ve Suzan Suzi okundu. Ben yazmaya doyamadım, Diyarbakır yemekleri, Sülüklü Han, Hevsel Bahçeleri, Eğil Baraj Gölü ve daha fazlası bir sonraki yazıda.

Madem Şairler şehrindeydim vedamı da Diyarbakır’lı bir şairden Cahit Sıtkı TARANCI’dan yapayım.

‘’Memleket isterim / Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun; / Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim / Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun; / Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim / Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun; / Olursa bir şikâyet ölümden olsun.”

Hoş kalın, HOŞÇAKALIN…

Yorumlar (44)
Muzaffer 3 hafta önce
Okudum, üfledim
Fakirselşeyler 4 gün önce
Rabbim niyetinizi kabul etsin.
Sevdalinka 3 hafta önce
Ümrabcığım pandemide iyi geziyorsun walla bir de pandemi bitse....
Meltem 3 hafta önce
"Memleket isterim, ne sen ben farkı olsun" . Memleket isterim, akıl, bilim, hoşgörü egemen olsun...Güzel yüreğin ile baktığın güzel Diyarbakır'a selam olsun, Ümran...
Ümran Şirin 3 hafta önce
Benden de selamlar...
Lale 3 hafta önce
Yine harika bir yazi...oralari yaşamış olduk sayenizde
Ümran ŞİRİN 3 hafta önce
Gezmek de nasip olsun...
Duygu Kunt 3 hafta önce
Ya sanki tekrar Diyarbakır’a gittim ve muhteşem kahvaltıyı tekrar yedim tekrar o acayip lezzetli etlerin tadına baktım. Yine çok güzel tasvir etmişsin sayende gitttik geldik...
Ümran ŞİRİN 3 hafta önce
Ne güzel bir hatırlatma yapabildiysem...
Ayşen 3 hafta önce
Harika bir yazı olmuş, kaleminize sağlık
Betül 3 hafta önce
Süpersiniz Ümran Hanım zevkle okuyoruz
Betül 3 hafta önce
Yazı muhteşem ama fotoğraflar karışık geldi bana biraz
Bütün Yorumları Görmek İçin Tıklayın
banner305
12°
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 39 81
2. Galatasaray 39 81
3. Fenerbahçe 39 79
4. Trabzonspor 39 68
5. Sivasspor 39 62
6. Hatayspor 39 61
7. Alanyaspor 39 57
8. Karagümrük 39 57
9. Gaziantep FK 39 55
10. Göztepe 39 51
11. Konyaspor 39 49
12. Rizespor 39 48
13. Kasımpaşa 39 46
14. Malatyaspor 39 45
15. Başakşehir 39 45
16. Antalyaspor 39 43
17. Kayserispor 39 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 39 38
20. Gençlerbirliği 39 38
21. Denizlispor 39 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 35 80
2. M. United 35 70
3. Leicester City 36 66
4. Chelsea 35 64
5. West Ham 35 58
6. Liverpool 34 57
7. Tottenham 35 56
8. Everton 34 55
9. Arsenal 35 52
10. Leeds United 35 50
11. Aston Villa 34 48
12. Wolverhampton 35 45
13. Crystal Palace 35 41
14. Southampton 35 40
15. Burnley 35 39
16. Newcastle 35 39
17. Brighton 35 37
18. Fulham 35 27
19. West Bromwich 35 26
20. Sheffield United 35 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 35 77
2. Barcelona 36 76
3. Real Madrid 35 75
4. Sevilla 36 74
5. Real Sociedad 35 56
6. Real Betis 35 54
7. Villarreal 35 52
8. Celta de Vigo 36 50
9. Athletic Bilbao 36 46
10. Granada 35 45
11. Osasuna 36 44
12. Cádiz 36 43
13. Levante 36 40
14. Valencia 36 39
15. Deportivo Alaves 36 35
16. Getafe 36 34
17. Huesca 36 33
18. Real Valladolid 35 31
19. Elche 36 30
20. Eibar 35 29
Günün Karikatürü Tümü
Namaz Vakti 13 Mayıs 2021
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı