yüzde 50'lerde olduğuna dikkat çekerek "Asgari ücretin artırılması kadar önemli olan konu ülkemizde asgari ücretle çalışanların sayısının düşürülmesidir" dedi.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun İşçi Grubu Başkanlığını yapan Türk-İş Genel Sekreteri ve Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak, asgari ücrette gelinen durum ve Türk-İş'in görüşlerini aktarmak için Türk-İş Genel Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenledi.

Kavlak, 2022 yılı asgari ücret görüşmelerinin sonuçlarını değerlendirerek başladığı basın toplantısında geçtiğimiz yıl asgari ücrete yapılan zammın yüzde 50 oranına ulaştığını ancak bu artışın hayat pahalılığı karşısında eridiğini söyledi.

Günlük net asgari ücretin 183 lira seviyesinde olduğunu söyleyen Kavlak, "Bu tutarla, işçinin ailesiyle birlikte temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi mümkün değildir. İşçiler olarak talebimiz ‘yaşanabilir bir ücretin’ hep birlikte belirlenmesidir. Öncelikle yapılması gereken, günün fiyatları üzerinden geçim şartlarının belirlenmesidir. Anayasamızın 55. Maddesi de buna işaret etmektedir" dedi.

"EMEĞİN BÜYÜMEDEN ALDIĞI PAY GERİLEMİŞTİR"

Emeğin ekonomik büyümeden aldığı payın her geçen gün azaldığının altını çizen Kavlak, “Ekonomide rekabeti düşük ücretle sağlamak üzerine yaklaşımlar doğru değildir. Bu anlamda, ekonomik büyümenin sürdürülebilir olması da önemlidir. Bunun için büyümenin kapsayıcı olması gerekir. Son açıklanan resmi rakamlara göre, ülkemiz üçüncü çeyrekte yüzde 3.9 oranında büyümüştür. Ancak geçen yılın üçüncü çeyreğine göre sermayenin bu büyümeden aldığı pay, yüzde 54.6’dan yüzde 55’e yükselmişken, emeğin bu büyümeden aldığı pay, yüzde 29,8’den yüzde 26,3’e gerilemiştir. Bu rakamlar ortadayken, bazı sermaye gruplarının asgari ücret artışının rekabeti engelleyeceği yönündeki açıklamaları, kendilerine işçi değil, köle aradıklarının belgesidir. Ekonomide makro dengelere dikkat edilmesi elbette büyük önem taşımaktadır. Ancak hiçbir gerekçe insanın temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesinden daha önemli değildir. Asgari ücret çalışmalarında ekonominin içinde bulunduğu durum bahane olarak kabul edilemez. Çünkü konuştuğumuz asgari ücrettir. Hiçbir ekonomik gerekçe, asgari ücretlilerin içinde bulunduğu yoksulluk şartlarını kapatamaz. Kapatmamalıdır" ifadelerini kullandı.

"AZ KAZANANDAN AZ, ÇOK KAZANANDAN ÇOK VERGİ"

Konuşmasında vergi adaletsizliğine vurgu yapan Kavlak, “Çalışanların bir önemli beklentisi de, vergide kalıcı bir adaletin sağlanmasıdır. Ücretli çalışanların yıl içinde yaşadıkları vergi kaybının önüne geçilmesidir. Türkiye’de ücretli çalışanlar üzerinde ağır bir vergi bulunmaktadır. Yılın başında alınan net ücret, vergi kesintileri nedeniyle ilerleyen aylarda giderek azalmaktadır. 2002 yılında gelir vergisi tarifesi brüt asgari ücretin 22,9 katı iken, günümüzde sadece 4,9 katına denk gelmektedir. Her geçen yıl işçinin ücretinden eksilmektedir. Ücretliler genellikle ‘sabit gelirli’ olarak tanımlanır.

Oysa mevcut vergi yapısıyla ‘azalan gelirli’ olarak tanımlanması gerekmektedir. Asgari ücretliler başta olmak üzere kamu ve özel sektörde çalışan milyonlarca işçi ve memurun gelir vergileri, kaynağından kesinti yapılarak ödenmektedir.Anayasamızın 73. Maddesi gereğince, yapılması gereken, “az kazanandan az, çok kazanandan çok” vergi alınmasıdır. Oysa Türkiye’de gelir ve kazanç üzerinden alınan verginin yaklaşık üçte ikisi ücretliler tarafından ödenmektedir. Dolaylı vergilerin ağırlığı da, Türkiye’deki vergi sistemini daha da adaletsiz bir hale getirmektedir. Toplam vergi gelirleri içinde yüzde 70’lere ulaşan dolaylı vergiler çalışanların vergi yükünü daha da artırmaktadır. Dar ve sabit gelirli geniş kesimlerin beklentisi, çağdaş ve adil bir vergi sisteminin oluşturulmasıdır. Bu kapsamda, vergi oranları ile gelir vergisi tarifesinde ücretliler lehine ‘ayrım’ yapılması gerekmektedir” şeklinde konuştu.

Sendikal örgütlenme çağrısı yapan Kavlak şunları söyledi:

“Ücretlerin enflasyona karşı korunması için ülkemizde sendikalaşma ve toplu sözleşme kapsamının geliştirilmesi zorunludur. Çünkü ücretli çalışanlar, eğer sendika üyesi ise ve toplu iş sözleşmesi kapsamındaysa, enflasyona karşı daha korunaklı olmaktadır. AB ülkelerinde toplu pazarlık kapsama oranı yüzde 60, OECD ülkelerinde yüzde 30 düzeyindedir. ILO’ya göre ise Türkiye’de genel olarak yüzde 7,5 civarındadır. Bu oran özel sektörde ise yüzde 6’nın altındadır. Bu durum, Türkiye’de asgari ücret civarında çalışanların oranını artırmaktadır. Türkiye ne yazık ki, asgari ücretliler ülkesi haline gelmiştir. Araştırmalar, asgari ücret civarında bir ücretle çalışanların oranının yüzde 50’lerde olduğunu gösteriyor.

Asgari ücretin artırılması kadar önemli olan konu, ülkemizde asgari ücretle çalışanların sayısının düşürülmesidir. Asgari ücret kapsamının düşürülmesinin yolu ise, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılarak toplu pazarlık kapsamının genişletilmesidir. Ülkemizde sosyal adaletten çalışma barışından, refah toplumundan söz edeceksek, o zaman, adil bölüşümden de söz etmeliyiz. Ülkemizde demokrasiden, barıştan, özgürlükten, insan haklarından söz edeceksek, herkes için, insan onuruna yakışır bir yaşam isteyeceksek, o zaman hakça bir paylaşımdan da söz etmeliyiz.

Bizim gerçeğimiz, bir yandan ülkemizin büyümesi, güçlenmesi, ilerlemesi, bacaların tütmesi, çarkların dönmesi olduğu kadar, barış içinde, huzurlu ve mutlu insanların yaşadığı bir Türkiye’de, birlikte üretmek, birlikte kazanmak umududur.

Bunun yolu da, örgütlü olmaktan, sendikalı olmaktan, özgür toplu pazarlık sistemi içinde, üretmekten ve hakça bölüşmekten geçmektedir.

"İÇİMİZE SİNMEYEN RAKAM OLURSA İMZA ATMAYIZ"

Toplu pazarlığın o rakamdan başlayacağını söyledi başkanımız ama açıklamak lazım. Türk-İş 40 yıldır asgari ücrete gidiyor, 6 defa imzalamış. Pazarlık oradan başladı diye orada bitecek diye bir kayıt yok. Biz rakam açıklamadık, işverenler rakam açıklasın görelim. Sırtımızda yumurta küfesi yok, beğenmediğimiz rakam çıkarsa bizi imzalayacaksın diye zorlayan da yok. İçimize sinen, 2022 başında olduğu gibi bir ücret olursa seve seve imzalarız ama içimize sinmeyen bir şey olursa imza atmayız diye, dün sayın başkan da söyledi.

PEVRUL KAVLAK KİMDİR?

1962 yılında Kırıkkale'de doğdu. İlk, Orta, M.K.E.K Çırak Okulu ve Lise eğitimini Kırıkkale'de tamamladı. İş hayatına, 1979 yılında M.K.E.K Silah ve Tüfek Fabrikası'nda başladı. 1991 yılında ise Çerkezköy'de Profilo Telra Elektronik San. A.Ş.'de işbaşı yaptı.

1992 yılında Türk Metal Sendikası Çerkezköy Şubesi 4. Olağan Genel Kurulu'nda Şube Mali Sekreterliğine,1995 yılında Çerkezköy Şube 5. Olağan Genel Kurulu'nda Şube Sekreterliğine, 16 Ağustos 1998 tarihinde Çerkezköy Şube 6. Olağan Genel Kurulu'nda Şube Başkanlığı görevine seçildi.

Kavlak, 26-28 Nisan 2002 tarihlerinde gerçekleştirilen Türk Metal Sendikası 11. Olağan Genel Kurulu'nda Genel Sekreterlik, 2-4 Aralık 2005 tarihlerinde gerçekleştirilen Türk Metal Sendikası 12. Olağan Genel Kurulu'nda Genel Başkan Yardımcılığı ve 3-5 Nisan 2009 tarihlerinde gerçekleştirilen Türk Metal Sendikası 13. Olağan Genel Kurulu'nda Genel Başkanlık görevine seçildi. Kavlak, 15-17 Haziran 2012, 01-02 Ağustos 2015 ve 29-30 Haziran 2019 tarihlerinde gerçekleştirilen Türk Metal Sendikası'nın 14. , 15. ve 16. Olağan Genel Kurullarında da Genel Başkanlık görevine tekrar seçilerek dört dönemdir bu görevi yürütmektedir.

Ergünkent İnşaat: “Daire sahiplerinin mağduriyetleri giderildi” Ergünkent İnşaat: “Daire sahiplerinin mağduriyetleri giderildi”

Genel Başkanlığı'nı yürüttüğü Türk Metal Sendikası Çalışma Bakanlığı'nın 2017 işkolları istatistiğine göre 200 bine yakın üyesiyle metal iş kolunun ve Türkiye'nin en büyük işçi sendikasıdır. 600'e yakın işyerinde toplu iş sözleşmesi akdeden Türk Metal, endüstri ilişkilerindeki pozitif yaklaşımıyla sanayinin bugünlere gelmesinde önemli pay sahibidir.

Kavlak, Türk Metal Sendikası yanında Türk-İş yönetiminde de yer almaktadır. 2007 yılında gerçekleştirilen TÜRK-İŞ' in 20. Olağan Genel Kurulu'nda Genel Teşkilatlandırma Sekreterliğine seçilmiş, 2010 Haziran'ından itibaren ise Genel Sekreterlik görevine getirilmiştir. . Yine 8-10 Aralık 2011, 3-6 Aralık 2015 ve 5-7 Aralık 2019 tarihlerinde gerçekleştirilen TÜRK-İŞ 21, 22 ve 23'üncü Olağan Genel Kurullarında ise Genel Sekreterlik görevine tekrar seçilmiştir.

Kavlak, aynı zamanda, Türk Metal Sendikası öncülüğünde 1994 yılında Ankara'da kurulan ve 20 ülke, 56 sendikadan yaklaşık 20 milyon işçinin üye olduğu uluslararası sendikal teşekkül mahiyetindeki (Uluslararası Avrasya Metal İşçileri Federasyonu) UAMİF 'inde 2005 yılında gerçekleştirilen 4. Olağan Genel Kurulu'nda Genel Sekreterlik görevine seçilmiştir. UAMİF'in 2008 yılında gerçekleştirilen 5. Olağan Genel Kurulunda söz konusu göreve yeniden aday olmayan Kavlak, 8 Mart 2011 yılında gerçekleştirilen 6. Olağan Genel Kurulda UAMİF Genel Başkanlığı görevine seçilmiştir. UAMİF'in 6 Mart 2014, 6 Mart 2017 ve 5 Mart 2020 tarihlerinde gerçekleştirilen 7, 8 ve 9. Olağan Genel Kurullarında Genel Başkanlığa yeniden seçildiğinden dört dönemdir de bu görevi yürütmektedir.

Pevrul KAVLAK, evli ve 2 çocuk babasıdır.

PEVRUL KAVLAK - ASGARİ ÜCRET - 08.12.2022