banner75

Bu hafta, yolumuzun 'İzmit'te kesiştiği harika bir genç kadın yazarın kitabını size tanıtarak başlıyorum:

Fulya Ölmez

"Ben aşkların en güzelini bir sende yaşadım 
Aşka dair olan her şeyi bir sana adadım.
Aşk yolunda giden, yıllarının hesabı sorulmaz,
Benliğinden vazgeçmeden aşk yoluna adım atamaz.
Yokluğuna bile aşık olduğum adam, iyi ki…"

Bir roman, bir genç kadın

Fulya Ölmez'in ilk romanı 'Deruni'... 

"Kadın olmak meselesinin zorlu bir mücadele olduğu bu topraklarda beni hür ve cesur bir kadın olarak yetiştiren Aileme..." diye başlıyor genç yazar.

Fulya Ölmez kimdir

Deruni ise; üniversite okumak için gittiği şehirde aşık olan bir kadının standart hikayesiymiş gibi görünse de, aşık olduğu adamı başka bir kadınla paylaşması ve 19 sene boyunca o adam varmış gibi beraber gittikleri, yaptıkları herşeyi tek başına yapması ve hikayenin geldiği sonun ilginçliği ile hikayeyi sıradanlıktan çıkarıyor. 

EFRASİYAB’IN HİKAYELERİ (İHSAN OKTAY ANAR)

Kitaplarından bu derece zevk almaya devam edersem İhsan Oktay Anar'ın bütün kitaplarını okuyacağım galiba.

Adını sürekli duyduğum Puslu Kıtalar Atlası'ndan sonra bu okuduğum ikinci kitabı oluyor. Puslu Kıtalar Atlası'nı incelerken yazarın karakter yaratmada ve o karakterlere hikayeler oluşturmada çok iyi olduğunu düşünmüştüm. İhsan Oktay Anar bu kitapta hikayeciliğini daha da ön plana çıkarıyor ve hikaye temelli bir olay anlatıyor. Ve bizleri nefis bir yolculuğa çıkarıyor.


Buradan sonrası içerik hakkında bilgi içerir.
Bir kabadayıyı öldürmeye gelen Ölüm, sonraki öldüreceği kişi olan Cezzar Dede'yle oyun arkadaşı olur. Cezzar Dede'nin de canını almak isterken bu işi torunlarının önünde yapmasını istemeyen Cezzar Dede ölümle anlaşır ve dede torunlarına kapılarına gelen bu adamla Efrasiyab'ın hazinelerini aramaya gideceğini söyler. İkisi aralarında başka bir anlaşma daha yapar ve yeni bir oyun başlatırlar. Anlatılan her hikaye için Ölüm Cezzar Dede'ye bir saat daha yaşama süresi verecektir. Ve başlarlar anlatmaya. Bizleri Kayseri'ye, Acıpayam'a, Ezine'ye, Budist rahiplerin tapınaklarına doğru uzun, sıkıcı olmayan, felsefi ve fantastik bir maceraya çıkarırlar. Sırasıyla korku, din, aşk ve cennet üzerine ikisi de birer hikaye anlatırlar. Hikaye aralarında Puslu Kıtalar Atlası'ndaki bir karakter olan Uzun İhsan'ı arar dururlar. Bu arama esnasında hikayedeki kişileri bile görürler.

Hikayeler de, olay örgüsü de, yazarın dili de tek kelimeyle mükemmeldi. Eski kelimeler içermesine rağmen bu sizi yormuyor, aksine okumak için daha da teşvik ediyor. Ben okurken büyük keyif aldım. Size de tavsiye ederim.

KLASİKLERİN HAKLI YÜKSELİŞİ…

Zamansızdır klasikler ve hiçbir zaman etkisini yitirmezler. Nitekim dönemin şartlarını düşünüp o günden bugüne kadar yaşanılan deneyime ve akıp giden onca zamana rağmen içinde yaşadığımız dönemden pek çok iz görmek şaşırtıcı şekilde etkiler okuru. Başka bir çağda anlatılanların, bugünü de aydınlatan ışığı değil midir bir eseri klasik kılan?

GAZAP ÜZÜMLERİ (JOHN STEİNBECK)

John Steinbeck’in tartışmasız en büyük eseri olan ve ona Pulitzer ödülünü kazandıran Gazap Üzümleri,1939’da ilk kez yayınlandığında şok etkisi yaratmış ve büyük tartışmalara yol açmıştı.Tüm dünyayı etkileyen “Büyük Buhran” döneminde , tarımın kapitalistleşmesi ve krizler yüzünden yoksullaşan ve mülksüzleşen yığınların ayakta kalma mücadelesinin anlatıldığı bu destansı romanda Steinbeck , açlık ,sefalet ve zorbalık yüzünden evlerini terk edip yollara düşmek zorunda kalan binlerce işçi ailesinden birine odaklanıyor.

Boşa çıkan umutların , hüzne dönüşen sevinçlerin arasında insanlığın direncini ve onurunu çarpıcı bir dille anlatan, kapitalizmi iliklerine kadar eleştiren Gazap Üzümleri, 20. Yüzyılın en önemli eserlerinden biridir.

Gazap Üzümlerini okuyalı çok oldu fakat bir türlü yorum yazamadım.Bunun sebebi de bu kitaba yorum yazmamın haddim olmadığını düşünmem. Arka planında bir sürü mesaj barındıran, klasikleşmiş, ağır romanları yorumlamaya her zaman çekiniyorum hakkını veremem diye.

Büyük Buhran; Amerika’da, otuzlu yıllarda ekonominin çökmesiyle meydana gelen olaya verilen isimdir. Steinbeck de bu romanında, Büyük Buhran döneminde yaşayan bir ailenin yaşadıklarını konu alıyor. Yazıldığı dönemde oldukça eleştirilmiş, tartışılmış ve üzerinde bir sürü incelemeler yapılmış. Bu tür, bir başkaldırı içeren romanları okumayı çok severim çünkü satırları buram buram cesaret kokar. Kitabı okumadan önce de adını ve hakkında çıkan tartışmaları her yerde duymuştum ve açıkçası yazarın Büyük Buhran’ı ne açıdan ele aldığını ve yazım dilini çok merak ediyordum çünkü genelde bunlar bir tartışmanın çıkmasındaki en önemli etken oluyor. Okuduktan sonra da anladım ki gerçekten o dönemde bu romanı yazmak büyük cesaret ister.

ÇOK SATANLAR

1- SEN KİMSİN?

Yazar : Yılmaz Özdil

Yayınevi :Kırmızı Kedi Yayınları

Sayfa Sayısı: 448

2-HOMO DEUS

Yazar :YuvalNoahHarari

Yayınevi : Kolektif Kitap

Sayfa Sayısı: 456

3-HAYVANLARDAN TANRILARA SAPİENS

Yazar : YuvalNoahHarari

Yayınevi :Kolektif Kitap

Sayfa Sayısı :412

4-MERAKLISI İÇİN ENTRİKALAR KİTABI

Yazar : Murat Yetkin

Yayınevi :Doğan Kitap

Sayfa Sayısı :304

5-KURTLARLA KOŞAN KADINLAR

Yazar :ClarissaP.Estes

Yayınevi :Ayrıntı Yayınları

Sayfa Sayısı :544

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

1-ASKERİN DÖNÜŞÜ * Rebecca West

2-MARS YILLIKLARI * Ray Bradbury

3-AİLE YADİGARLARI * Rita Ender

4-ÖLÜ DALGICIN SONBAHARI * Onur Selamet

5-BAY PERŞEMBE * GilbertKeithChesterton

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner116

banner115