“Kararlıdır Kasım…

Eylül, Ekim gibi nazlanmaz öyle.

Hoşça kal der, ben yokum der,

Giderken kapıyı çarpar da gider.

Soğuktur Kasım…

Sıkı giyinseydin der,

Şemsiyeni yanında taşısaydın der,

Güneşime aldanmasaydın der.

Vedadır Kasım…

Bir yanını alır da gider”

Bu kadar mı? Değil.

Sarıya elvedadır Kasım, beyaza merhabadır.

Yeniden doğuşun baharda açan tohumudur.

Aynı zamanda vefadır Kasım.

Bizim için vedaya vefadır…

Bugün bu topraklarda özgürce nefes almamızı sağlayan Büyük Adam’ın vedasına vefadır.

Abdürrahim Karakoç der ki “Vefası olmayan, şefkati olmayan, düşüncesi olmayan, samimiyeti olmayan, gayesi olmayan, cesareti olmayan, imanı olmayan, vicdanı olmayan, güzel ahlâkı olmayan, basireti olmayan, edebi olmayan adam olamaz”.

Bu coğrafyada acı ve ihanet yeni değil, onlar eskiden beri tanıdığımız düşmanlardır.

Arkadan gelenler önden gidenlerin ne zorlukla yolu açtığını bilmedikleri için ve yaşadıklarımızdan ders alalım diye, tarih değil, zorunlu “dün” dersi verilmediği için vefasızlık da bizim için yeni değildir.

İnsan anlamadığının düşmanıdır. Alvin Toffler “21. yüzyılın cahilleri, okuma yazma bilmeyenler değil; yanlış öğrendiklerini unutamayan, yeniden öğrenmeye, değişime ve dönüşüme açık olmayanlar olacaktır” derken haksız mı?

Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamamakta direnen cahiller yüzünden bugün bu kadar zorluğu yaşıyoruz.

Bu toprakları vatan yapmak için onlarca yıl savaşıp yendiğimiz ülkeler, Atatürk’ün güce boyun eğmeyen iradesini ve milletine olan güvenini rehber edinip onun yolunda özgürlüğüne kavuşan ülkeler bizden daha fazla sahip çıkıyor bu Büyük Adam’a.

Dünyada 35 ülkede heykeli bulunan, 120 cadde ve 35 meydana adı verilen tek Dünya Lideri Mustafa Kemal Atatürk'ten bahsediyorum. Sadece kendi milletinin huzurunu değil savaşta ölen düşman askerlerinin annelerine “Bırakın çocuklarınız benim Mehmetlerimin yanında huzur içinde uyusun” diyebilen Büyük Adam’dan bahsediyorum.

Hindistan lideri Gandi’nin “Atatürk İngilizleri yenene kadar, Tanrıyı İngiliz sanıyordum” dediği,

Ülkesinde Atatürk dışında hiçbir yabancı devlet adamının heykeli olmayan Küba lideri Castro’nun “Sokaklara devleti yönetenler değil kahramanlar yakışır. Biz bağımsızlığı ondan öğrendik” dediği,

Emperyalizme karşı savaşan Che Guevera'nın sırt çantasında “Nutuk” taşıdığı,

İkinci Dünya Savaşı sırasında ne yapacağına bir türlü karar veremeyen Amerika Başkanı Truman’ın “Keşke şu anda Atatürk burada olsaydı” diye bağırdığı,

Mısır Egyptian Gazetesinin “Tüm tarihin en olağanüstü kişilerinden biri” dediği,

Alman Volkischer Beobachter Gazetesinin “Atatürk Türkiye'yi tek düşmanı kalmaksızın bırakmıştır. Bu zamanımızın hiçbir devlet adamının başaramadığı iştir” dediği,

Belçika Libre Belgique Gazetesinin “Milletine bu kadar az zamanda bu ölçüde hizmet edebilen tek devlet adamı Atatürk'tür” dediği,

İtalyan Radyosunun “Sezar, İskender, Napolyon ayağa kalkın, büyüğünüz geliyor” dediği,

Dünyanın kutbundaki Norveçlilerin, zorluklarla başa çıkamadıkları zaman “Atatürk gibi düşün” diye deyim ürettiği Büyük Adam’dan bahsediyorum.

Kendi ülkemizde ne zaman onun izinden çıksak başımız dertten kurtulmuyor. Çünkü Atatürk sadece bir insan değil bir yoldur ve aydınlık hedefe giden yönü gösterir. Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini o kadar sağlam attı ki yaralasalar da öldüremiyorlar.

Vefatının üzerinden ne kadar zaman geçtiğinin hiç önemi yok. Tüm bunlar gösteriyor ki, ne yaparlarsa yapsınlar Büyük Adam’lar hep kazanır. Küçük adamlarsa kendilerini büyük göstermek için Büyük Adamların izlerini silmeye çalışır!

Bu millet bir karış vatan toprağı için canını feda eden 15 yaşındaki çarıklı çocukları unutmadığı gibi bir avuç para için onurunu ve geçmişini satan ruganlı yetişkinleri de unutmaz.

Çünkü vefa bir kültürdür. Kitaplarda yazmaz, derslerde okutulmaz. Yolu sadece insan olmaktan geçer.

Yine de tersini düşünenler varsa, onlara cevabı Fuzuli versin;

“Mey biter saki kalır,

Renk solar haki kalır.

Diploma insanın cehaletini alsa da

Hamurunda varsa, eşeklik baki kalır”.

Sonsuz minnet, sevgi ve saygıyla. Ruhun bu topraklarda hep yaşayacak BÜYÜK ADAM…