Fox TV’de yayınlanan İlker Karagöz ile Çalar Saat programında çarpıcı açıklamalarda bulundu. 

Bingöl’de yaşanan ve gündeme “Şehit yakınına küfür etme” hadisesi olarak yansıyan olayla ilgili konuşan Türkkan, şahsın provokatörlük amacıyla İzmir’den Bingöl’e getirildiği iddiasını tekrarladı ve bu olay sonrası şahsın VIP'den Ankara'ya getirildiği, İçişleri Bakanlığı görevlileri tarafından karşılandığı ve Ankara VIP'e de İçişleri Bakanlığı misafiri olduğu iddiasını içeren görüntüler paylaştı.

3-1142-1391-225

“O şahsın galiz küfürlerine rağmen benim böyle bir şey söylememem gerekiyordu. Hala çok üzgünüm, böyle bir şey yapmamalıydım.”

“Küfrü savunmak mümkün değil. Kızmış olabilirim. O anda beraber yürüdüğüm o şahsın ifade ettiği o galiz küfürlere rağmen benim böyle bir şey söylememem gerekiyordu. İlk o gece de Türk milletinden ve kadınlardan özür diledim. Bunda da özür dilemekte hiçbir beis görmedim. Hala üzgünüm o konuda. Böyle bir şey yapmamalıydım. Bu benim özeleştirim. Siyasi sorumluluğumu da yerine getirdim. Grup Başkanvekilliği görevimi o gün bıraktım. Bu meselenin üzerinde beni linç etmeye kalkan iktidarın şehitlik müessesesini bu kadar istismar ederek, siyasete bu kadar alet ederek üzerinde tepinmesi ayrıca bir ahlaksızlık. Sebebini söylemek istiyorum size. Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Gerçekten her gün bir veya iki tane şehit haberi duyuyoruz. Bu konuda da çok üzgünüm.”

“Sonra öğrendim ki, o kişi İzmir’den provoke etmesi için özel getirilmiş.”

“5 Kasım 2021 tarihi. Biz, genel başkanımızla Bingöl'e gittik. Bir şahıs var. Sosyal medya üzerinden ciddi anlamda hakaret değil, küfreden, cinsel fantezilerini bir başkasının üzerinden deneyerek genel başkana uygulayan böyle garip garip ifadeler kullanan bir şahıs kalkıp orada tekrar bağırmaya başladı. Bu daha önce de ceza almış zaten. Hakaretten dolayı. Bu şehit yakını dediğiniz adam sosyal medyada da bol bol çıktı. Porno sitelerinde dolaşan, farklı tercihleri olan bir arkadaş. Ben bunu tanımam. O gün de ilk defa görüyorum. Giderken bu küfretmeye devam etti. Mesele orada kapandı ben de geldim özür diledim.”

“Bu provokatörün avukatı kim? Burhan Özkaya. Burhan Özkaya kim? Ak Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya'nın yeğeni. Hadise tamamen bir provokasyon zinciri.”

 “Ertesi gün bir şeyler öğreniyorum; bu şahıs, İzmir'den özel olarak oraya getirilmiş. Bu mesele sadece provoke edilmek üzere getirilmiş. Provoke ettikten sonra da tekrar ertesi gün VIP'den Ankara'ya getiriliyor. İçişleri Bakanlığı görevlileri tarafından karşılanıyor. Ankara VIP'e de İçişleri Bakanlığı misafiri olarak getiriliyor. Kaldı ki bu şehit yakını dedikleri arkadaşın, şehit diye bahsedilen kişinin de şehit olup olmadığı belli değil. Polis değil, koruyucu değil, bu asker değil. 14 yaşında bir çocuk mayına basmış, vefat etmiş. Yıl 97, aradan geçmiş 25 sene. Zaten olayın öznesi de şehit yakını değil, öyle bir vasfı yok. O bir provokatör. Bu provokatörün avukatı kim? Burhan Özkaya. Burhan Özkaya kim? Ak Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya'nın yeğeni. Hadise tamamen bir provokasyon zinciri.

Kaldı ki bu şehit yakını diye bahsedilen arkadaşın şehitliği belli değil. Polis mi, asker mi, korucu mu belli değil. 14 yaşında bir çocuk mayına basmış vefat etmiş. Aradan geçmiş 25 sene. Peki şehitse neden bir şehit mezarı yapma gereği duymadınız. Mayına basmış vefat etmiş. Mayına basmış. Nereye gittiğini bilmiyoruz. Başka bir maksatla başka bir yere de gitmiş olabilir. O konuda fikir beyan etmek istemiyorum. Zaten olayın özeti de bir komplo.  Bu tamamen Saray’ın İYİ Parti üzerindeki komplolarının bir parçası. Zincirin bir parçası. Bizim bu konuyla ilgili bütün hassasiyetlerimiz devam ediyor. Bu komploların devam edeceğini düşünüyoruz. Bu komplo ile beraber iktidar bunu bir fırsat bilip bir itibar suikastine başladı.

İşlerimle alakalı, iş hayatımla alakalı mütecaviz girişimlerde bulundular. Hiç kimseye yapmadıkları bir çok girişime muhatap oluyorum. Bir sanayici olarak yıllık 100 milyon $’ın üzerinde ihracat yapan bir fabrikayı işlevsiz hale getirdiler. Bunların bir sebebi var. “Lütfü Türkkan sen çok konuşuyorsun”. Buradan da söylüyorum. Bir dakika susarsam, bir tane geri adım atarsam namerdim. Bizim dokunulmazlığımızı millet veriyor. Orada Ali Özkaya‘nın başkanlığını yaptığı o heyetin benim dokunulmazlığımla ilgili yazacağı rapor hiç umurumda değil.

Saraya boyun eğenlere itirazımız var. Sarayın kapı kulları var. Bunlar sadece kişiler değil. Bizim demokrasi yolculuğumuz var. Ben kurumlardan bahsediyorum. Basındalar. İş hayatında varlar. Sivil toplum kuruluşları da var. Yani biz bu demokrasi yolunda mücadelemizi yürütürken, bu faktörlerden provokasyonlardan haberdarız, devam edeceğinden haberdarız. Bilsinler ki; biz yolculuğumuza devam edeceğiz.

Şehide “kelle” diyenlerden, “karaktersiz şehit babaları var” diyenlerden, “üç beş tane gelen şehitle memleketin gündemini değiştirmeye gerek yok” diyenlerden bizim burada alacağımız hiçbir ama hiçbir ders yok. Bu konuda kimse bize ahkam kesemez var. Şehitler konusunda, bu yaşa kadar geldim daha dün siyaset yapmıyorum. Türk milliyetçiliği konusunda, toplumun ortak değerleri konusunda hassasiyetimiz belli. Daha yeni ortaya çıkmış bir adam değilim. Onlarınki de belli, bizimki de belli. Bütün arkadaşlarım için aynı şeyi söylüyorum. Sakın ama sakın bize bu konuda ders çıkarmaya yeltenmesinler.”

Türkkan canlı yayında Karagöz’ün gündeme dair sorularını da cevapladı.

Seçimlerde El-Emin belli oldu: Nazım Gençtürk Seçimlerde El-Emin belli oldu: Nazım Gençtürk

Seçim Tarihi

“7 Mayıs, 14 Mayıs 21 Mayıs. Ne değişecek? Kim olursa olsun bu aday Bir şey belli. Cumhurbaşkanı Erdoğan bir daha Cumhurbaşkanı olamaz, O net.”

“Seçimlerle ilgili şimdi 7 Mayıs diye bir duyum var. 7 Mayıs, 14 Mayıs 21 Mayıs. Ne değişecek? Aday kim olacak? Kim olursa olsun bu aday. Bir şey belli. Cumhurbaşkanı Erdoğan bir daha Cumhurbaşkanı olamaz. O net. O belli. Anayasa bir daha buna müsaade etmiyor. Anayasal suçun karşısında bir yaptırım vardır. O yüzden seçim zamanını öne alıyorlar. Hangi tarihte yaparlarsa yapsınlar, asla ve kat’a seçilemez. Seçilemeyecek olan belli. Seçilecek kim onu konuşalım.”

KEŞKE AKŞENER'İ ADAYLIĞA İKNA EDEBİLSEM

“Ben Sayın Akşener ‘i bu ülkenin cumhurbaşkanı olarak hayal ediyorum. Zarif, naif bir Türkiye olur. Dünya güzelleşir emin olun. Bunu talep etmekten daha doğal bir şey olabilir mi? Keşke olsa, benim de keşke böyle bir kudretim olsa da Sayın Akşener‘i ikna edebilsem. İsterim, gerçekten çok isterim. Aday olarak, cumhurbaşkanı adayı olarak çıkabilse ülkenin rahatlayacağını düşünüyorum. O kadın eliyle, o kadın ruhuyla ülkenin bu genel gerginlikten kurtulacağını düşünüyorum. Türkiye’ye bir kadın elinin değmesi çok önemli.”