Yapmayın

Yine cihatçı bir sapkın, yine vatan millet diyerek, yine münferit olduğunu savunarak, yanına kendisi kadar alçak iki kişiyi de alarak muhalefet partilerinden birinin İzmir İl Binasını bastı. İçeride sadece bir kadın vardı, onu katledip, binayı ateşe vermeye çalıştılar.

Yine polis, katili yumuşakça gözaltına aldı (baskına üç kişi gitmiş, biri gözaltında). Yüzünü yere; sırtına dizini bastırmadı. Çünkü barışçıl eylem değildi bu. Kanlı ve alçakça bir terör eylemiydi. Belki karakolda bayrakla poz vermişlerdir, bilinmez.

Annesini kızının cenazesinin yanına gitmesine izin vermediler. Hâlbuki aynı partiyi protesto etmeye giden başka annelere refakat ediyor polis, olması gerektiği gibi.

10 Ekim katliamında, Suruç katliamında haberi aldığımız an, ölüleri saydığımız vakti, o güvensizlik hissini bilirsiniz. Verin 400’ü yoksa… İfadeleri neyse, şimdi “bunlar daha iyi günlerin” ifadesi de aynı şey.

İfşacı mafya adam bile kendisinin de çocuk yaşlardan beri şiddet eylemlerinde kullandığı motivasyonun ortalığı karıştırmak, ortalığı yangın yerine çevirmek için olduğunu söylüyor. Ben yaptım, biz yaptık. İşin ucunda uyuşturucu ticareti vardı ama inatla vatan davası dedik diyor. İçeriden döküyor pisliği.

Benim uyarım ideolojik söylemlerden, milliyetçilik soslu, doldurulmuş hassasiyetlerden azade. Bu işin aması olmaz. Mesela 2008’de de şimdi de parti kapatmak yanlıştır diyebilmektir mesele. Aman o küser, tepedeki bize terörist der, kaybederiz karşı partinin kararsız seçmenini diye, yanlışı söylemekten kaçınmak omurgasızlıktır. Buna oh olsun demek vatanseverlik değildir. Vatandaş sevmediği diğer vatandaşı temsil ediyor diye silah kuşanıp parti basmaya gitmez.

En tepeden gelen çağrıyla içinizde kin, nefret uyanıyorsa çok değil biraz geriye gidip arşiv videolarını izleyin. Samimi değildi ama size, susun; bu ırkçı düşmanlık bitecek demedi mi? Anadilde şarkılar söylenmedi mi? Hepiniz elinizde şimdinin yasaklısı bayraklar, Kürtçe nevruz kutlamadınız mı? Biri size riyakârca davranın dediğinde de direnin, sadece katliam çağrısı yaptığında değil.

Şu ölü yarıştırma, ölüm seçme işini bırakın artık. Öylesi de böylesi de yaramıyor biz vatandaşlara. Çocukları öldürüp “büyüseydi terörist olacaktı” söylemi, Filistinli çocuklar katledilirken söyleniyor on yıllardır. Siz çocuk katili değilsiniz, çocuklarının barış içerisinde yaşamasını isteyecek düz vatandaşlarsınız. Atamasını aldığı günü mutlulukla paylaşıp görevini yapmaya gittiği köyde katledilen genç kadın öğretmenin şehit edilmesine kahroluyorsanız, o köylerde yaşayan çocukların ölümüne sevinemezsiniz değil mi? On beş yaşında iyi ki varsın dediğimiz çocuk katledildiğinde canınız cayır cayır yanarken, batıda aynı yaşlarda katledilen bir başka çocuğun annesine yuh çekemezsiniz değil mi?

Karşınızdaki düşman değil, düşmanınız o değil. Düşünmeye, büyük resmi görmeye falan da çağırmıyorum, vicdan çağrısı bu. Evet, ahkâm kesiyorum. Yapmayın.

YORUM EKLE