Yaşım 60, kendimi bildim bileli Kocaelispor taraftarıyım.

Bugünkü adı Mehmetali Kağıtçı Stadı olan ve suni çimle kaplı olan sahanın toprak halindeyken Kocaelispor müsabakalarını izlemeye başladım.

İsmetpaşa Stadyumu’nda bir çok başarıyı bir çok üzüntüyü yaşadım.

Yeni Kocaeli Stadı’nda oynanan müsabakaları izledim izlemeye de devam ediyorum.

Gençlik yıllarımızda iç saha ve deplasman ayırt etmeden maçlarını izlediğim Kocaelispor başarılı sonuç aldığı zaman o hafta çok iyi geçer yaşamdan farklı bir zevk farklı bir tad alırdım.

Kötü bir sonuç alındıysa iyi bir sonuç alınana kadar ne yazık ki her şey isteksiz ve kötü bir sürece dönüşürdü.

İyisiyle kötüsüyle zirveye çıkmasıyla dibi görmesiyle Kocaelispor ile geçen yıllarla yoğruldum.

Hem çok şey öğrendim, insan biriktirdim, çok tecrübe edindim ve yaşam mücadelesi içinde Kocaelispor yine ön planda oldu.

Ancak, gençlik yıllarımda yaşamıma etkisi daha çokken şimdilerde daha bilinçli düşünmeye ve hareket etmeye çalışıyorum.

Yine de bazen duygularım bilinçli düşünmemin ve hareket etmemin önüne geçiyor.

Önceki gün Kocaelispor’un deplasmanda Royal Hastanesi Bandırmaspor ile oynadığı müsabakayı televizyondan izledim.

Müsabaka öncesinde yerimi alırken Nuri Karlıoğlu’nun son dakikalarda attığı golle 

2-2 lik beraberliği yakalamamız ve müsabaka sonrasında yaşadığımız saldırı, saha içindeki olaylar, balkonlardan kafamıza atılan çiçek saksıları ve İzmit’e bütün camları kırılmış otobüslerle geri dönmemiz film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti.

Bu duygularla müsabakayı izlemeye başladım.

Ev sahibi takım bizden daha istekli ve atak bir oyun ortaya koydu.

Kazandığımız toplarla kontra atakla gol arayan bir oyun sistemimizdeki en önemli iki isim Dino ve Bennur’u topla buluşturmada etkisiz kalınca pozisyon üretmede zorlandık.

Hele Dino sol ayak üst adelesinden sakatlanıp çıkınca hücum gücümüz tek bir isim Bennur’a kaldı.

Bizim sağ kanadımızdan gelen atakların birinde yediğimiz golle yenik duruma düştükten sonra direnç göstermekte zorlanmamız ise için başka bir boyutu oldu.

İkinci yarıda biraz hareketlendik. Bennur ile pozisyonlar ürettik. Ancak başarılı olamadık ve yenildik.

Müsabakayı yöneten Caner Ak, ilk yarıda ev sahibinden Caner’in, ikinci yarıda Bennur’un ceza sahası içinde düşürülmesine penaltı düdüğü çalmadı. VAR uygulaması olsaydı iki pozisyonda penaltı kararıyla sonuçlanırdı. Müsabakanın sonucunu hakem kararı etki etmedi.

Kötü bir taktik anlayışıyla oynadık yeterince mücadele etmedik ve puansız döndük.

Bizde yetişen yeşil siyahlı formayı giyerek yıldızlaşan geçtiğimiz sezonki başarıda pay sahibi olan Burak Süleyman son 10 dakika bizde karşı oynadı nasıl bir futbolcu olduğunu herkese gösterdi.

Kocaelispor formasını giyip kanatta oynayan Tisdell, orta alandaki Omolo ve Diop’un bu takıma neden transfer edildiğini inanın anlayamadım.

Bu futbolculara ne kadar para verildi? Daha ne kadar verilecek? Menejerler ne kadar para aldı? Soruların kafamda deli gibi dönerken Kocaelisporluluk duygum ağır pastı. Alınan sonuç, ortaya konamayan mücadele ve giyilen formanın hakkını vermeyip binlerce döviz alanları görünce pazar günü ve akşamı inanın zehir oldu.

Dün daha sakindim ve daha pozitif düşünmeye çalıştım.

Burada da teknik heyetin ve yönetimin yetersizliği aklıma gelince yine karamsarlığa düştüm.

Gönülden sevdiğiniz ve bağlandığınız bir futbol takımı hele bu yaşadığınız kentin adını taşıyan ve marka haline gelen Kocaelispor olunca hangi yaşta olursanız olup yaşamınıza yemenizde içmenize etki ediyor.

Kentte yetişen iş yapanların oluşturduğu başkan ve yönetim kurulu ile yönetilen,

Kentin yetiştirdiği futbolcularla takım olan ve ona uygun teknik heyetle yol yürüyen,

HALKIN TAKIMI unvanını alan KOCAELİSPOR yaşamımın her döneminde önemli bir yer sahibi olacak.

Royal Hastanesi Bandırmaspor karşısında  alınan bu yenilgide başkan, yönetim kurulu, teknik heyet ve giydikleri formanın ağırlığını hissetmeyen Kocaelispor’a birilerinin itmesiyle gelen futbolcular birinci derecede suçlu.

İkinci derecede suçlu olan ise bu olumsuzlukları görüp yazmayan bu yönetime ve takıma methiyeler düzen gazetecilerdir.