Yüksek Mahalle

O mahalleden geliyorum, bilirim. O mahallenin mensupları, içmez kişiler değil mesela. İçmek şüphesiz eril bir aktivite, eve koymazlar bereketi kaçırır. Çoğunlukla akraba akran ve mahalleden arkadaşlar olmak üzere “alkol almışlığı olan” ; ramazanda bir nevi detoksa giren kişiler. Hani olur da tütün bağımlılığımı da bırakırım ümidi her iftar sonrası hüsrana uğrayan, yaşayışta seküler, söylemde muhafazakâr seçmen kişiler. Onlara Ramazan ortasında içki stoku yaptırdılar. Gitti tekele, siyah üstüne pembe poşetle erken alkol alış verişi yaptı bu kişi. Hâlbuki kazancı da haram detoksundaydı. Herkesin masa altı tükettiği yerler şahit, yine de ses çıkarmadılar yasağa. Genelge, gece yarısı güncellemeleriyle pil, tarak, çay bardağı, saklama kabını da yasaklarken sigaraya ilişkin durum sabaha bırakıldı (beklenildiği üzere yasak dışı kaldı sigara). Direnmez o mahalle bilirim. Yasağa tamam der, uyar.

Ben uzağına düştüm o mahallenin. Tamamını müteahhitte verdiler, bir süre parklara bari dokunmayın diye direndik ama mahalleli yüksek balkonlarından bayrak açıp tomalara alkış tuttu. Haliyle son birkaç senedir bana ne yahu dedik, küstük belki.

Kısıtlamalar dükkânları kapattı, işleri durdurdu. Herkeste memnuniyetsizlik var. Bir direnç olurdu mahallelide yine de: Yaptılar ama (şimdilerde “yapmadılar ama” oldu) neden yaptılar bir sor gibi. Yok. Epeydir, tüm seslerde aynı itirazlar var: Ne olacak böyle.

O zaman nerede bu bizden daha çoğunluk. N’oldu o mahalle mensuplarına? Nerede ölümüne, ne olursa olsun, tüm galaksiye karşın ve inadına kitlesi derken, Twitter’daki sohbet odalarından birine dahil oldum (istenmeyen) misafir olarak. Yalan Üretim Merkezi videosunun kaldırılmasının hemen ertesiydi. Mutsuzlarmış meğer onlar da. İlk defa muhaliflere kendimizi neden anlatamıyoruz demişler, onları da dinleyelim.

Şöyle insanlar düşünün. Kadını erkeği herkes “biri”. Önemli biri yani, kiminin bin çalışanı varmış, kiminin bakanlara doğrudan bağlantısı. Ben bunu yaptım, sen söyle diye birbirlerini doğruluyorlar: İlhami abi sen söyle, ben bir bilmem kaç bin dolar yatırmadım mı yardım kampanyasında, keş. Milletim için, devletim için? Canım bilmez miyim senin bu vatan için yaptığın yatırımı sorgulamak kimseye düşmez. Tabii ki iktidarı destekleyeceğim. Elbette tarafım gibi konuşuyor mahalle mensupları.

Sonra kendini muhalif olarak dahi tanımlamayan, tanımlardan kaçınan Z kuşağı mensuplarını dinlediler. Dinlemek denmez aslında. Herhangi eleştiride benim müdahale etmem gerekiyor, yanlışsın, bilmiyorsun dediler durdular. Sesler üst üste bindi.

Bir genç dedi ki, ben neden istediğim şeyi alamıyorum? Beni günlük siyasi kavgalar ilgilendirmiyor ki, neden geçinemiyorum, iş bulamıyorum. Ablacığım dedi bir kanaat önderi, biz bilenlere sor. Bak bize inan sen, bakma onlara (oda birden ikna odasına döndü) eskiden çok daha kötüydü sen bize inan, bu iyi halimiz.

Diğeri; yeni Çin biz olacağımız için şimdi paramızın bu değerde (değersiz) olması gerekiyor dedi. Bakın bilmiyorsunuz, Avrupa bize muhtaç ve bu yüzden kur yüksek olmalı.. Sanki ulusal var oluş mücadelesine dün başlamışlar da yirmi senedir SGK batıyormuş, camiler kapatılıyormuş gibi bir “bekleyin” talimatı verdi.

Başka biri yanıt verdi, tamam sizin mahalleyi rahat ettirmediler, biliyorum. O günleri görmedim ama okudum, biliyorum. Şimdi siz bunun intikamını benden mi alıyorsunuz, bunu yapmasak, artık bu ayrışmayı bıraksak daha iyi olmaz mı?

Ya dedi moderatör sözünü kesip, iyi miymiş öyle, ayrıştırılmak neymiş gördünüz işte, biz altmış sene çektik, siz iki senede ne hâle geldiniz!

Diğeri, esnafa yardım yapılmadı kapanmada, kimse iş yapamazken yapılan mitingler yanlış dedi. Kimmiş o esnaf isim ver dedi moderatör, gideyim para vereyim.

Biri aşı azlığından bahsetti, rakam konuş dediler. Açlık dedi, kavramları bilmeden ahkâm kesme, onun adı yoksulluk dediler. Biri dedi ki bir hırka bir lokma diyenlerin, bu savurganlığı yanlış değil mi. Derhal sözü kesildi, ben şu an benim değerlerime laf edildiğini görüyorum, susun. (?)

Muazzam bir kibir, olmamışlığın verdiği devasa özgüvenle ve bildikleri başka bir yol olmadığından; azarladılar herkesi. Konuşalım dedikleri yayın, havuz medyası programına döndü.

O mahalle polis ablukasından içine giremeyeceğimiz, manzarasında halkın olmadığı bir yer artık. Haberleri yok, bilmiyorlar. Hakikaten habersizler. Sadece birbirlerini gördükleri, ödemeleri gecikmeyen korunaklı bir azınlık. Gerçeklikten kopmuş, gösterileni hedef belirleyen, rahatının kaçma düşüncesine nefret saçan küçük bir (beş) tepe.

Demem o ki bir şeyler değişmeye hiç bu kadar yakın değil.

Sonu bayram olur inşallah.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Yavuz Arslan
Yavuz Arslan - 3 ay Önce

Muazzam bir teşbih, yazarı tebrik ederim.