İnternet ortamında bir kişi, masmavi, pırıl pırıl, su altındaki taşları net olarak görülebilen bir deniz manzarası üzerine;

“Yunan denizinin güzelliği” diye yazmış!

Sonra, birçok kişi bu paylaşım üzerine yorumlar yapmış.

İşte, o yorumlardan birkaç örnek;

-         “Oranın ismi Mavi Vatan Türkiye’dir!”

-         “Merak etme, oraları yakında Türk denizi olacak!”

-         “Hakkımız olan adaları almamıza ramak kaldı!”

-         “Yunan denizi bu kadar temiz olamaz. Her gün göçmen cesedi çıkarılan deniz bu kadar temiz olamaz!”

-         “Bunu paylaşan kişi Türk’e düşman mı acaba? Bizim denizimiz çok daha güzel.”

-         “Yunan diye bir ülke mi var?”

-         “Övünecek başka bir şey bulamadın mı? Belli ki Yunan aşığı birisin!”

Örnekleri çoğaltmak mümkün!

Öncelikle altını çizmeliyim ki; DÜNYA ve bu dünyadaki tüm denizler, göller, akarsular, ormanlar, yaylalar, Tüm insanlığın ORTAK YAŞAM ALANIDIR!

“Devletlerin, uluslararası hukuka göre belirlenmiş sınırları vardır.

Ancak; Günümüz dünyasında bu sınırlar “fiilen” yoktur!

ABD’den, hemen tüm Avrupa ülkelerine, Afrika’ya, Asya’ya göçüp gitmiş “TÜRK VATANDAŞLARI” vardır.

Bu insanların bazıları o ülkelerin parlamentolarında, ya da belediye meclislerinde yer almaktadırlar.

Başka ülkelerin vatandaşları da Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları içinde yaşamakta, ticari şirketler kurabilmekte hatta parayı bastıran bir yabancı, her kim olursa olsun “T.C. VATANDAŞLIĞI” alabilmektedir!

Ülkeler arasındaki çatışmaların nedeni, kimi siyaset bezirganlarının “hırs ve ihtiraslarıdır!”

Ve bu kirli siyasetçiler, bilgi ve bilinç yoksunu kitleleri diledikleri gibi kullanabilmek için; “DÜŞMANLIK ve SAVAŞ” oyunlarını kullanırlar!

İnsanlar bu dünyaya “İNSANCA YAŞAMAK” için gelirler.

Vahşice savaşarak ölmek için değil.

Evet; “yurt savunması kutsaldır ve gereğinde bunun için can feda edilir.”

Son 8 yıldır, Aydın ili kayıtlarında yer alan 18 irili ufaklı ada ve kayalık göz göre göre Yunanistan tarafından İŞGAL edilirken ve de silahlandırılırken AKP iktidarının sesi soluğu neden çıkmadı?

Şimdi, seçim öncesi seçmene şirin gözükmek için “Bir gece ansızın gelebiliriz” demek sorunu çözer mi?

Ancak, bu siyasi zokaları yutan, “hamaset” dolu söylemlerin bir işe yarayacağını sanan insan sayımız da az değil hani!

Denizlerin temizliğine gelince;

Yunanistan’da deniz kıyıları villalar ve lüks otellerle yağmalanmamış!

Gidip gördüm ve ülkem adına üzüldüm!

Yunanistan sularında “BALIK ÇİFTLİKLERİ” ile deniz kirletilmiyor!

Ama Türk karasularında balık çiftliği işletmesi kuran Türk şirketlerle ortak olan Yunanlı şirketler var!

Giden, gezen ve görenler bilir, bizim en güzel koylarımız, lüks yatlarıyla bu koylara gelen “görgüsüz zenginlerin” lüks yatlarının sintine suları ve çöpleri ile kirletilir!

Benim çocukluk ve ilk gençlik yıllarımda Marmara Denizi ve özellikle İzmir Körfezi, birçok çeşit balıkla doluydu. İstakoz ve her çeşit balıkla beslenirdi İzmitliler.

Şimdi lağım çukuruna dönüştü!

Zaman zaman gazetelerde yer alıyor; ülkemize konuk gelen turistler ellerinde çuvallarla, güzelim koylarda ve denizlerimizde çöp topluyorlar!

Ormana pikniğe gidenler, olanca çöplerini, cam şişeleri geride bırakıp gidiyorlar! Cam şişeler güneşin yakıcılığı ile yangın çıkarabiliyor!

Yol kenarları plastik şişelerle dolu! Bu ne hoyratlık?

Oysa, “İslamiyet’in özü; RUHTA ve bedende TEMİZLİK” diye öğretildi bize.

Gelin, sabit fikirlerle birbirimizi hırpalayacağımıza, kendi yanlışlarımızı görelim ve düzeltelim!