Image-21

Bazen tek bir kare fotoğraf yeter o ‘an’a dönmemize, hatıralarımızın zihnimizde canlanıp yüzümüzde tatlı bir gülümseme oluşturmasına. Ahşap çerçevelerin içindeki o tek bir kare fotoğraf geçmişe ışınlar hem kalbimizi hem de zihnimizi, bir zaman makinesi misali o an’a götürür.

Akıllı telefonların, tabletlerin çıkması ile artık her anımız küçük bir çipte birikiyor ne yazık ki, bazen suya düşen o telefonların bozulması ile silinip gidiyor anılarımız, hatıralarımız. Oysa elle tutulur, duvarlara asılan o fotoğraflar ne kadar güzeldi, dedelerimizin, anneannelerimizin albümlerini süsleyen o fotoğraflar, daha bir eşsiz daha bir anlamlıydı.

En büyük zevkimdi küçükken dedemin evine gittiğimde dolabı açıp renk renk kapakları olan fotoğraf  albümlerinin içinden birini seçip tek tek içindeki fotoğrafları incelemek, arkalarına alınan notları okumak, o resimdekilerin kim olduğunu tahmin etmek. Sanki baktığım her albüm başka bir zaman yolculuğuna ışınlardı beni, kimi renkli kimi siyah beyaz o fotoğraflar küçücük zihnimde yepyeni hikayelere yol açardı. İçimden hep ‘Ben de büyüdüğümde böyle albümler yapıp anılarımı, sevdiklerimi o fotoğraf albümlerine baktıkça yeniden yaşayacak, yeniden hatırlayacağım’ diye geçirirdim.

Bazen bu dijital ve sanal dünyanın içinde her işimizi tek bir tuşla halledebiliyorken gidip bir kare fotoğrafı bastırmak çoğumuza zor gelse de hiç bir anı, hiç bir görsel ekranda durduğu gibi durmuyor duvarlardaki çerçevelerde, albümlerdeki yerlerinde. Kötü bir günün ardından eve geldiğimizde bizi karşılayan o çerçeveler götürüyor bizi eskilere, sevdiklerimize.

Elimizle tutabildiğimiz, hissedebildiğimiz de daha da bir yaşıyor o fotoğraflar, renk katıyor, tatlı bir gülümsemeye sebep oluyor yüzümüzde.

Sizde bu yazıyı okuduktan sonra en yakınınızdaki fotoğrafçıya gidip bastırın telefonlarınızdaki o fotoğrafları. En sevdiğinizi çerçeveletip koyun başucunuza, sabah kalktığınızda ilk baktığınız şey o dijital telefon ekranı değil, o fotoğraf çerçevesi olsun.