Çerkeslerin (Adıgelerin) anavatanı Kafkasyada Putin’in yönetime gelmesi ile son 10-15 yılda bakalım ne gibi erozyonlar yaşanmasına neden oldu.

Putin Adıgey Cumhuriyetini Krasnodar Kray’a bağlamak için nabız yokladı. Adıgeyde yaşayan Rus, Ermeni, Adıge, Kazak vd. kimliklerin çoğu Adıgey'in Krasnador'a bağlanmasına karşı çıktılar ve tepkilerini demokratik yollarla belli ettiler..

Bu algı operasyonu rafa kaldırılarak yeni çıkartılan yasalarla aynı amaca yönelik çalışma hızlı bir şekilde uygulandı. Bunları gazeteci Fehim Taştekin şöyle belirtiyor “Çarlık Rusyası'nın Savaş-soykırım-sürgün döngüsüyle ele geçirdiği Kafkasyadaki Cumhuriyetler, SSCB döneminde verilmiş, 1990 sonrası bazı değişikliklerle birlikte korunmuş kültürel ve siyasi statülerini Vladimir Putin’le kaybetmeye başladı. 2000 ‘lerden itibaren merkezileşme politikasıyla özerk cumhuriyetlerde halkın oyuyla cunhurbaşkanı seçme hakkı kaldırıldı. Atanan başkanların üzerine bir de bölge valisi geldi. Federal anayasaya ‘uyum’ adı altında özerkliğin teminatı yerel yasalar budandı. Cumhuriyet parlementoları notere dönüştü. Gümrük gibi özerk kurumlar federallere devredildi.”

Çıkartılan yeni yasalar ile her türlü sivil insiyatif grupları, miting ve toplantı yasaları, dışarıdan gelen her türlü maddi yardımlaşma amaçlı oluşumlar devlete karşı suç örgütü kurmak ve devleti yıkmak amaçlı olduğu imajlı yasalar çıkartıldı ve buna bağlı olarak Türkiye’den ve diasporanın diğer ülkelerinden gelen Çerkeslerin; Çerkes Cumhuriyetleri'ndeki faaliyetleri ve yardımlaşma amaçlı faaliyetleri suç olarak algılandı, engellendi.

Cumhuriyetlerdeki okullarda anadilde (Adıgabze) eğitim seçmeli derse dönüştürüldü. Anadil eğitiminin altı oyulurken gerekçe ilginçti “Rusca hepimize yeter” (19 Temmuz 2018’de Duma’da kabul edilen yasayla 35 resmi dilden 34’ünde (yani Rusca dışındakiler) anadilde eğitim seçmeli derse dönüştürüldü. Çerkesce dil dersi haftada 2 saate düştü. Halbuki 2000 yılına kadar ilk dört yıl tüm dersler anadilde veriliyordu.

Bu uygulamalar Sovyetler birliğinde tüm yerel diller için geçerli kılındı.

Kötü giden ekonomi ve hayatın her alanında uygulanan baskıcı ve taciz edici çalışmalar ile yerel halkların sindirilmesi operasyonel olarak devam etti. Bazı dönemlerde baskı ve şiddet artmakla beraber Çerkes diasporasını tetiklemiş olan Soçi (2014) Kış Olimpiyatlarının Çerkeslerin savaşı kaybettiği son cephe olan Kbaada’da (Krasnaya Polyana) oynanması Çerkes soykırımının gündeme gelmesine sebep olduğu gibi; Gürcistan Çerkes Soykırımı'nı tanıyan ilk ülke olmuştur.

Rusyanın gelişmelerle ilgili kaygıları Çerkes kökenliler için yoğun baskılara, itibarsızlaştırmalara, takiplere, tacizlere, gümrüklerde zorluklara, sınırdışı etmelere sonradan gerekçeleri oluşturulmaya çalışılan davalara dönüşerek Çerkesler anavatanlarında zor ve sıkıntıya düşürülmektedirler. Örnekler saymakla bitmeyeceği gibi Rus halkına uygulanan yasalar maalesef Çerkeslere uygulanmamakta. “Rus Ülke nüfusundaki düşüşe çare olarak eski SSCB topraklarındaki Rusları döndürmek için 1999’da “tarihsel olarak Rusya topraklarına bağlı insanları vatandaş olarak kabul eden” bir yasa çıkarmıştı. Ancak bu yasa 19’uncu yüzyılda sürülmüş Çerkesler için kesinlikle uygulanmıyor.

Diasporadan geri dönenler dönmek isteyenler sıkıntı ve zorluklarla karşılaşmaktalar, bir de zorunluluktan yani Suriyede çıkan savaştan dolayı oradan kaçan Çerkeslerin anavatanlarında kalacak yer bulabilmeleri yerleşebilmeleri için Rusya Federasyonu hiçbir çaba göstermediği gibi çok az sayıda Suriyeden gelen Çerkeslere destek dahi olunmuyor.Çerkes Sivil toplum kuruluşları bu görevi üstleniyor.

Çerkes kimliğini kültürünü yaşatmaya çalışan kişiler kuruluşlar Kafkasya'da yada diasporada baskı uygulanarak sindirilmeye çalışıldığı gibi öldürüldükleri de (Tsipine Aslan) oluyor.

Anavatanlarına geri dönüş yapmış Çerkes’lere 'ikinci vatandaşlığını bırak yada buradakinden vazgeç' seçeneğiyle, saçma sapan suçlamalarla gözaltına almalar yada ev hapsi, şehir dışına çıkış yasakları gibi baskı oluşturma çalışmaları olağan günlük rutinlere dönüşüyor.

Sonuçta bir çok yol önümüze geliyor bu durum ve durumlar karşısında…

Bu yollardan birinde Fehim Taştekin şöyle diyor:”Kafkasyada haklar kısıldıkca ve özerkliğin içeriği boşaldıkca etnik kimlikler etrafında tepkisel bir buluşma yaşanıyor. Onlarca yıllık tecrübeye dayalı federatif akıldaki gerilemeye ve diğer halkların varlık alanını daraltacak şekilde ‘Rus Ulusu yaratma’ çabalarına bağlı olarak Moskova korktuğu şeyi kendi elleriyle öne çekiyor. Kültür,dil ve geri dönüş ile ilgili talepler terörle ilişkilendirildiğinde bu coğrafya işte o zaman Rusya’nın korktuğu gibi bir yumuşak karına dönüşür. Halbuki Rusya tersi bir süreci başarıyla işletecek potansiyele, birikime ve akla sahip. Bu coğrafya 2000’lerde İslamcı yükseliş ve buna karşı acımasız bir savaşla ağır bedeller ödedi. Bir de bunun milliyetçi versiyonu herkes için felaket olur”

Ne acıdır ki çok öncelerden planları hazırlanan 1761 yılında Çariçe olan II. Yekaterina Kafkasyanın işgalinin yolunu seçmişti savaş… Asırlarca süren savaş ve sonrası büyük sürgün ve zamanın acımasızlığı adına bürünen Çerkes halkının dramı hala devam etmekte…

Gerçek sayıları bilinmeyen; vatanlarını yüreklerinde taşıyan diasporada ve anavatanda bulunan Çerkeslerin yükselen sesleri farklı yolların izlenebileceğinin göstergesi olmaktan öte “vatanı işgal edenlerin değil yüreklerinde taşıyabilenlerin vatanı olduğu” huzur ve barış getireceği yollar izlenecektir.

Zamanın acıması yok ama işgalcilerin acılarına dur demek Çerkeslerin ve Çerkes dostlarının birinci görevi…

Fehim Taşteşin: Kafkasya’dan ‘haşhaşin’ çıkarmak yazısından

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.